Borçlunun İtirazının İcra Mahkemesince Esasa İlişkin Nedenlerle Kabulü Halinde Kötü Niyetli veya Ağır Kusuru Bulunan Alacaklı Tazminata Mahkum Edilir.

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ
2008/3706 E.
2008/6580 K.
1.4.2008 T.

DAVA : Mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 23.10.2007 tarih, 6188/19304 sayılı daire ilamının tashihen tetkiki her iki taraf vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Borçlu G. vekilinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde;

Yargıtay ilamı, kararın düzeltilmesini isteyene 26.11.2007 tarihinde tebliğ edildiği halde karar düzeltme dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra, 13.02.2008 tarihinde verilip kaydettirilmiştir.

Karar düzeltme dilekçesinin süre aşımı bakımından REDDİNE,

2- Alacaklı vekilinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde;

Alacaklı vekili tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibine başlanıldığı, borçlu A.’ya örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine, adı geçen vekilinin yasal sürede icra mahkemesine başvurduğu ve senetleri düzenleyen vekilin yetkisinin olmadığını, imzanın da vekile ait olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği görülmüştür.

İcra takibinin dayanağı 22.08.2005 tanzim ve 29.08.2005 vade tarihli, 350.000.000.000. TL bedelli bononun keşidecisinin borçlu A. olduğu ve adı geçen vekili olarak F. tarafından imza atıldığı, takip yapan alacaklının ise senedin yetkili hamili olduğu anlaşılmaktadır. K. Başkonsolosluğunun düzenleme şeklindeki 06.07.2005 tarihli vekaletnamesi ile borçlu A. tarafından F.’nin vekil olarak tayin edildiği ve vekaletnamede “kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin” mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda vekaletnamede bulunan bu yetkiye dayalı olarak vekili F.’nin düzenlediği bono nedeniyle vekalet veren borçlu A. sorumlu olacağından mahkemece; borçlunun, imzanın vekil E’ye ait olmadığına ilişkin imzaya itirazının yöntemince incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, vekaletnamede bono düzenleme yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

Kabule göre de; İİK.’nun 169/a-6. maddesi hükmüne göre; “borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir.” Somut olayda alacaklı takibe konu bonoda, senedi ciro yolu ile ele geçiren yetkili hamil olup ne suretle kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu gerekçelendirilmeden tazminatla sorumlu tutulması yasaya uygun olmadığı gibi mahkemece anılan madde hükmüne aykırı olarak karar yerinde gerekçesi açıklanmadan % 20 oranı aşılmak suretiyle % 40 tazminata hükmedilmesi doğru değildir.

O halde hükmün diğer bozma nedenleri yanında bu nedenle de bozulması gerekirken, anılan hususa yönelik alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olmakla karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile dairemizin 23.10.2007 tarih ve 2007/16188-19304 sayılı bozma ilamına ilaveten mahkeme kararının yukarıda 2 numaralı bentte yazılı nedenlerle İ.İ.K.366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 01.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.