Analık / Doğum Borçlanması & Torba Yasa & TBMM Genel Kurul Görüşmeleri

26.07.2014

Mevcut yasadan daha imkan sağlayıcı olmakla birlikte torba yasa ile analık borçlanmasına ilişkin getirilmek istenen düzenleme, çocuk yetiştirmek gibi ulvi bir emeğin karşılığını vermekten uzaktır, düşüncesindeyim.

Üstelik genel kurul görüşmeleri sırasında  makul ve uygulanabilir olabilecek üç önerge de sunulmuş olmasına rağmen bunlar  kabul edilmemiştir.

Mevcut düzenleme

5510 sayılı Kanun m.41
Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların;a) (Değişik: 17/4/2008-5754/67 md.) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındakisigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemekkaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri

Torba yasanın yürürlüğe girmesi ile uygulanacak olan düzenleme

“a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadınınüç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri,

Buna göre torba yasanın yürürlüğe girmesi ile,

          sadece işçi değil, Bağ-kur’lu ve memur olan kadınlara, borçlanılmak istenen en fazla üç çocuğun sigortalı olunan tarihten sonra doğmuş olması ve halen yaşıyor olmaları kaydıyla her birinin doğum tarihinden sonraki iki yılı borçlanma imkanı getirilmiş olacaktır. Borçlanılmak istenen bu iki yıllar için uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı olmamak gerekmektedir. 

Torba yasa Bağkur’lu ve memur kadınlara yapmış olduğu açılımla ve üç çocuk için borçlanılması imkanı sağlamasıyla mevcut yasa göre daha imkan sağlayıcı bir düzenleme iken,

Sigortalı bulunmadığı dönemde çocuk doğurmuş olan veya sigortalı olduktan sonra çocuk doğurmuş olmakla birlikte çocuğu daha sonra vefat etmiş kadınlara yönelik sınırlayıcı bir düzenlemedir.

Düzenlemenin sigortalılık tarihinden sonraki doğumları kapsaması nedeniyle emeklilik yaşına etkisi, ilk defa sigortalı olunan tarihi geri götürmesi ile değil, eksik olan prim gün sayılarının tamamlatılması noktasındadır.

Av. Sibel Öztürk

320021

Genel kurul görüşmeleri sırasında kabul edilmeyen üç önerge metni,

-1 –

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın, 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde değişiklik öngören 46’ıncı maddesinde geçen “ve çocuğunun yaşaması” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Pervin Buldan, Erol Dora, İdris Baluken, Nursel Aydoğan, Hasip Kaplan

 

 -2-

Madde 46- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, en fazla biri sigortalılık başlangıç tarihinden önce ve üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri,Rahmi Aşkın Türeli, Ali Serindağ, Vahap Seçer, Ramazan Kerim Özkan, Mehmet Volkan Canalioğlu

-3-

“MADDE 46 – 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkraya aşağıdaki (k) ve (l) bentleri eklenmiş, üçüncü fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan “(h) ve(j) bentleri” ibaresi üzere “(h),(j),(k) bentleri” şeklinde değiştirilmiştir.
a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere ve sigortalılık şartı aranmaksızın doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri,”
k) Tabii olduğu sosyal güvenlik hükümlerine göre emekli yaşını doldurduğu halde halen çalışan veya mücbir sebeple sosyal güvenlik kurumuyla ilişiğine ara vermiş olanların on yıla kadar eksik süreleri,”
l) 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen çıraklar ile meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrencilerin çıraklık ve staj süreleri,”

Birinci fıkranın (l) bendinde geçen sürelerin borçlanılması halinde, çıraklık ve stajın başladığı tarih, sigortalılık başlangıç tarihi olarak esas alınır.”

Erkan Akçay, Mustafa Kalaycı, Ahmet Kenan Tanrıkulu, Sümer Oral, Mehmet Şandır

Önergeler için yapılan konuşmalar 

-1-

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili.
Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz maddeyle daha önce 2 çocuk için geçerli olan doğum borçlanması 3’e çıkarılmakta ve işçilerin yararlanabildiği bu haktan BAĞ-KUR’lu ve memur kadınlara da yararlanma imkânı getirilmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak yıllar önce verdiğimiz sigortalı kadın esnaf ve sanatkârlar ile sigortalı kadın çiftçilerin de doğum borçlanması yapabilmesini içeren kanun tekliflerimiz, nihayet bu tasarıyla birleştirilerek kabul edilmiştir. Ancak Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz kanun tekliflerinde, ayrıca kadınların sigortalılıktan önce gerçekleşen doğumları için de borçlanma hakkından yararlanabilmesi öngörülmesine karşın, bu önerimiz Komisyonda AKP grubu tarafından reddedilmiştir. Kadınların doğum borçlanması yapabilmeleri için doğumdan önce sigortalı olarak tescil edilmiş olmaları şartı aranmaktadır. Bu nedenle, kadınlar, işe girmeden evvel yaptıkları doğum nedeniyle çalışma hayatından ayrı kaldıkları süreyi borçlanamamaktadır. Hâlbuki erkekler, işe girmeden önceki askerlikte geçen süreleri borçlanabilmektedir.Doğum da kadınların çalışma hayatından ayrı kalmalarına neden olmakta, belirli bir süre sigortalı olarak çalışabilmelerine imkân vermemektedir. Kadınların da işe başlamalarını doğumdan sonraya bırakabileceğinden hareketle, işe girmeden evvel yaptıkları doğumlar için borçlanma yapabilmelerine imkân verilmelidir.
Değerli milletvekilleri, Hükûmet bu konuda çelişkili bir uygulama da yapmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu çıraklık ve stajyerlikte geçen süreleri hizmetten saymaz iken Kurumun 16/9/2010 günlü genelgesine göre çıraklık ve stajyerlikte yapılan doğumlar için borçlanma imkânı verilerek bu süreleri hizmetine saymaktadır. Yani sigortalı kadına, “Çıraklık ve stajyerlik süresi içinde doğum yapmışsan hizmetine sayarım, doğum yapmamışsan hizmetine saymam.” denilmektedir. Bu, açıkça çelişkidir, tutarsızlıktır ve eşitliğe aykırı bir uygulama olup hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.5510 sayılı Kanun’un 5’inci maddesine göre, mesleki eğitim gören ve staja tabi tutulan öğrenciler, 4’üncü maddenin (1)’inci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır. Ayrıca, kanunun 7’nci maddesine göre de sigorta hak ve yükümlülükleri mesleki eğitime ve staja başladıkları tarihten itibaren başlamaktadır. Ancak, yine aynı kanunun 38’inci maddesine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulamasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girildiği tarih olarak kabul edildiğinden, çıraklar ve stajyerler çıraklık ve staj süreleri için malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından sağlanan haklardan yararlanamamaktadır yani çıraklık ve staj sürelerini hizmetine saydıramamaktadır.
Bir taraftan çırak veya stajyer öğrenci olarak çalışanlar sigortalı sayılırken ve de çırak ve stajyer olarak çalışmaya başlanılan tarih sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilirken diğer taraftan bu hakların sadece kısa vadeli sigorta kollarıyla sınırlı tutulması ve sadece doğum yapana ayrıcalıklı bir uygulamaya gidilmesi eşitsizliğe ve dolayısıyla mağduriyete neden olmaktadır. Yaşanan mağduriyetin giderilmesinin yanında mesleki eğitimin özendirilmesine de katkıda bulunmak amacıyla çırak olarak çalışmaya veya staja başlanılan tarih uzun vadeli sigorta kolları bakımından da sigortalılık başlangıç tarihi olarak esas alınmalı, çıraklık ve staj süresi için borçlanma hakkı verilmelidir.Uygulamada doğum, askerlik, aylıksız izin, doktora veya uzmanlık, avukatlık stajı gibi, hatta bir çalışma ya da sigortalılık olmaksızın geçen bazı süreler borçlanılabilmektedir.Anayasa’nın eşitlik ilkesi de dikkate alınarak uygulamada adaletin sağlanması için aslında fiilen bir çalışmaya ve sigortalılığa dayanan çıraklık ve staj süresine borçlanma hakkı tanınmalı, bu çalışmalar sigortalılık başlangıç tarihi yönünden de dikkate alınmalıdır. Bu nedenle önergemize desteklerinizi bekliyoruz.Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

-2-

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sakine Öz, Manisa Milletvekili.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
SAKİNE ÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 46’ncı maddesinde yer alan doğum borçlanması düzenlemesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Doğum borçlanmasını siyasi bir lütuf ve seçim yatırımı olarak değil, kadınlar için temel bir hak ve eşitliğe adanmış bir adım olarak gören kanun teklifimi 3 Nisan 2013’te vermiş ve Hükûmete düzenli aralıklarla bu konuda acil bir ortak yasal düzenleme yapılması çağrısında bulunmuştum. Ne yazık ki gerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gerekse adında “kadın” sözcüğü geçmeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı alanlarıyla ilgili birçok torba yasa Meclise gelmesine karşın, yaklaşık bir buçuk yıldır 1 maddelik doğum borçlanması düzenlemesine yanaşmamıştır. Sayın Fatma Şahin ve Sayın Ayşenur İslam’ın dönemlerinde bu konunun önemine defalarca dikkat çekmeme rağmen, binlerce kadının talebi Hükûmet tarafından vurdumduymazlıkla, sessizlikle karşılanmıştır.
30 Ocak 2014’te Meclis kürsüsünden Sayın Bakana Ayşenur İslam’a seslenmiş ve Bakanlıkta kadınlara dair temel sayısal verilerin eksikliklerini, buna ilişkin sosyal politika açmazlarını tek tek sıralamıştım. Sayın Bakan İslam’a kadına yönelen şiddet, ayrımcılık ve koruma önlemleri, istihdam ve girişimcilik alanındaki ortak sorunlarımızı nasıl aşacağımıza dair net sorular yöneltmiştim. Aynı konuşmamda kadınların doğum borçlanması hakkının sosyal bir bakanlık modeli için yaşamsal değer taşıdığını belirterek, yasa teklifim için ortak bir çalışma önermiştim.
Sayın milletvekilleri, ben, kanun teklifini vereli bir buçuk sene oldu, Sayın Ayşe Nur İslam’la bu teklifi yüz yüze görüşeli neredeyse altı ay oldu. Geçen sürede, kadınlardan neredeyse her gün sayısız telefon ve mail aldım. Her bir kadın doğum borçlanması talebini sorguluyor, kanunun sigortalı başlangıç tarihinin öncesini de kapsayarak çıkmasını istiyordu. Kadınların güvenceli bir çalışma yaşamına, kendi ayakları üzerinde geleceğe huzur dolu gözlerle bakmasına, fırsat eşitliğine ve sosyal adalete dayalı yaşama bir parça katkı koyacak bu kanun teklifini temelde şu gerekçelerle vermiştim:
Basit ve içten, binlerce kadının paylaştığı iki ortak sorunumuz vardı: Doğum yapmadan önce SSK’ya kayıtlı çalışan kadınların kullandıkları ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri emeklilik için hesaplanıyorsa bu hak neden diğer sigortalı kadınlar için geçerli olmasın? Doğum borçlanması talebiyle başvuran kadınların başvuru tarihinde sigortalı olmaları neden yeterli sayılmıyor? Sigortalı öncesi döneme ait doğumları neden borçlanma kapsamına alınmıyor? Biz, kadınların yaşadığı bu sorunlardan yola çıktık. Nisan 2013’teki kanun teklifimizde “sigortalı kadın” tanımını tümüyle genişlettik ve SSK, BAĞ-KUR, Emekli Sandığı ayrımını, genel sağlık ve isteğe bağlı sigortalı farkını tümüyle kaldırmayı önerdik.
Şimdi, torba tasarı içine sıkıştırılan bu düzenleme için yeni bir ortak adım çağrısı yapıyorum. Doğum borçlanmasının tüm sigortalı kadınlar için genişletilirken, gelin, bir adım daha atalım. Borçlanma için 2 çocuk, 3 çocuk tartışmasından önce, kadınların doğum borçlanması için başvurdukları tarihte sigortalı olma şartını yeterli sayalım, tıpkı, askerlik borçlanmasında olduğu gibi. Bu sayede, sigortalılık öncesi tarihteki doğumları da borçlanma kapsamına alarak emekli olmayı kolaylaştıralım. Bu olanağı tanımazsak binlerce kadının mağduriyeti devam edecek, emeklilik prim gün sayısı dolmayacak, yeni bir yasa maddesi gelene kadar kadınların huzurlu bir gelecek ve emeklilik umudu ertelenecektir, tıpkı “Dul kadınlara 250 bin lira maaş vereceğiz.” dediğinizdeki gibi, bu yasa da çok az kadını etkileyecek, çok az kadın yararlanacak. Meclisimizin bu tasarıya çok ufak bir ek yaparak doğum borçlanması hakkını sigortalık başlangıç tarihinden önce de tanıyan bir değişikliğe karar vermesini diliyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

-3-

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.
Buyurun Sayın Baluken.İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
46’ncı maddede verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu önergeye baktığımız zaman kadınlarla ilgili olumlu ama yetersiz bir düzenleme görüyoruz. Ben önerge üzerinde düşüncelerimi aktarmadan önce, özellikle her geçen gün artan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini tekrar Genel Kurulun bilgisine sunmak istiyorum.
Bu konuda neredeyse her gün birkaç kadının yaşamını yitirdiği çok acı haberleri görüyoruz ve bu Meclis maalesef, bu kadın cinayetlerinin önlenmesine yönelik herhangi bir gündemi buraya getirmiyor, Genel Kurulun bilgisine sunmuyor. Aslında bu konuda öncülük etmesi gerekenler kadın milletvekilleridir, hemen hemen her gün sokakta 2-3 kadın yaşamını yitirirken; şiddetten dolayı, taciz, cinsel istismar, tecavüzden dolayı hayatı kararıyorken buradaki kadın milletvekillerimizin tamamının, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin ortak bir refleks içerisinde olması gerektiğini ifade etmek istiyorum, hatta Meclis kapanmadan önce, bu torba yasadan çok daha önemli olarak, sadece kadın cinayetlerini görüşmek üzere bu Genel Kurulun bir genel görüşme yapması gerektiğini, buradan, ben, bütün Genel Kurula ve özellikle kadın milletvekillerimize öneriyorum.
Tabii, “Niye bu kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet durmuyor?”un cevabını, işte, dünden beri burada, bu Meclis kürsüsünden ifade ediyoruz.
Bir kadın milletvekilimiz, Sayın Nursel Aydoğan, dün Urfa’nın Suruç ilçesinde, kendisine yönelik tekme darbeleri ve coplar nedeniyle, koksiks kırığı şüphesi nedeniyle, şu anda çok ciddi bir sağlık problemi yaşıyor.
Bir kadın milletvekili, düşünün ki sokak ortasında, oradaki kolluk güçleri tarafından darp ediliyor, kendisinin bütün hayatını etkileme potansiyeli olan bir travmaya maruz kalıyor, ama bu kürsüden, biz, bunu protesto eden, bunu telin eden bir kadın milletvekilinin konuşmasına bile tanık olmuyoruz.
Siz, kadın milletvekiline yönelik bu şekilde şiddeti, sokak ortasındaki işkenceyi meşru gören bir sessizliği, bir suskunluğu öngörürseniz, kadın cinayetlerinin de önünü açmış olursunuz diyorum. Bu konuda, başta kadın Sayın Grup Başkan Vekili olmak üzere, bütün kadın milletvekillerinin, Urfa Valisini ve sorumluları istifaya davet edecek şekilde bu olayı telin etmeye, kınamaya davet ediyorum.
Şimdi, önergeye gelince, tabii, dediğim gibi olumlu ama yetersiz bir değişiklik. Burada, sigortalı kadınlara, çocuğunun yaşaması şartıyla ve doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek üzere, 3 defaya mahsus getirilmiş bir düzenleme var.
Değerli milletvekilleri, bakın, çocuğun yaşama şartı bir kere Türkiye koşullarında çok gerçekçi bir şart değil, çünkü yeni doğan ölüm oranlarının gelişmiş ülkelere göre daha yüksek olduğu bir toplumda, bir ülkede yaşıyoruz. Yine, doğumdan sonraki çocuk takibinin yetersiz olduğu, sağlık hizmetlerinin, bu konuda maalesef çok iç açıcı olmayan istatistiklerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Dolayısıyla burada, çocuğun yaşama koşulunun getirilmiş olmasını biz büyük bir eksiklik olarak değerlendiriyoruz. Bir kadının çocuğunu kaybetmesi, herhangi bir nedenden dolayı doğumdan sonra çocuğunu kaybetmesi başlı başına büyük bir travmadır ve bu travma nedeniyle çoğu zaman intihar eden kadınlar gerçeği var. Dolayısıyla, böyle, çocuğun yaşama durumuna endekslemiş, bir şarta bağlamış olmanızı biz doğru bulmuyoruz.Diğer taraftan, mevcut yasaya baktığımız zaman, 5510 sayılı Yasa’da kadınların doğum borçlanması hakkından yararlanabilmeleri için doğumdan önce sigortalı olma gibi bir şart olduğunu görüyoruz, bunun da doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu hakkın, doğumdan önce sigortalı olup olmadığına bakmaksızın bütün kadınlara tanınması gerektiğini ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

(Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı’ndan – 24. Dönem 4. Yasama Yılı, 122. Birleşim 21 Temmuz 2014 Pazartesi)

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.