Birden Fazla Borçlunun Bulunduğu Takipte Herhangi Bir Borçlunun İkamet Adresinin Bağlı Olduğu İcra Müdürlüğünde Takip Başlatılabilir. Ancak Bir Borçlu İle Olan Yetki Sözleşmesi İle Belirlenen İcra Müdürlüğü Diğer Borçlulara İleri Sürülemez.

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ
2008/435 E.
2008/3540 K.
26.2.2008 T.

DAVA : Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili İcra dairesinde ( HUMK. 9. md. ), bonoda öngörülen ödeme yerinde ancak, TTK’nun 689/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, ödeme yerinin ( keşide yeri ) olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde icra takibi yapılabilir.

İİK.’nun 50. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken HUMK.’nun 22. maddesi gereğince kamu düzeni ile ilgili bulunmayan hallerde taraflar yetkili mahkemeyi ( icra dairesini ) sözleşme ile belirleyebilirler.

Borçlular birden fazla ise İİK.’nun 50. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken HUMK.’nun 9/2. maddesi uyarınca borçlulardan birinin ikametgahı İcra dairesinde de takip yapılabilir.

Somut olayda takip dayanağı bononun tanzim yeri Muğla olup, ödeme emri de borçluya Yatağan’da tebliğ edilmiştir. Takip dayanağı bonoda da ihtilaf halinde Muğla Mahkemeleri’ nin selahiyetli olduğu kararlaştırılmış olmakla Afyonkarahisar İcra Müdürlüğü yetkisizdir.

Yukarıda da belirtildiği gibi İİK.’nun 50. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken H.U.M.K.’nun 9/2. maddesinin 1. cümlesine göre, davalı birden fazla ise bunlardan birinin ikametgahında takip yapılabilir ve bu durumda diğer borçlular yetki itirazında bulunamazlar. Ancak, anılan hüküm yalnız borçlulardan birinin ikametgahındaki ( onun için genel yetkili ) İcra dairesinde takip yapılması hali içindir. Borçlulardan biri için özel yetkili bir İcra dairesinde takip yapılması halinde H.U.M.K.’nun 9/2. maddesinin 1. cümlesi hükmü uygulanmaz. Anılan kuralların somut olayda uygulanmasında; borçlunun örnek 10 numaralı ödeme emrinin 04.04.2007 tarihinde kendisine tebliği üzerine yasal beş günlük süre içerisinde 06.04.2007 tarihinde İcra mahkemesine başvurarak icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, diğer takip borçlusuna ise itiraz tarihinden daha sonra 22.05.2007 tarihinde Afyonkarahisar’da ödeme emrinin tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

Her dava açıldığı şartlara göre değerlendirileceğinden, diğer takip borçlusuna, itiraz tarihinden sonra tebliğ olunan ödeme emri nedeniyle, somut olayda İİK.’nun 50. maddesinin göndermesiyle uygulanması gerekli HUMK’nun 9/2. maddesinin uygulama yeri yoktur. Başvuru tarihi itibariyle mahkemece borçlunun yetki itirazının kabulüne karar vermek gerekirken aksine düşüncelerle bu yöne ilişkin istemin reddi ile işin esasının incelenmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle LLK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 26.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.