Borçlunun Haciz Sırasında Hazır Bulunmaması ve Kendisine 103 Davetiyesi Tebliğ Edilmemiş Olması Halinde İstihkak Davasında Davalı Olarak Gösterilmeli ve Davaya Dahil Edilmelidir. Aksi Hal Bozma Nedenidir.

YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ
2006/17352 E.
2007/20915 K.
22.11.2007 T.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen kararın temyizen tetkiki davalı ( alacaklı ) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Davacı üçüncü kişi, takip alacaklısı Mustafa’yı davalı göstererek İcra ve İflas Kanunu’nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasında, 04.03.2006 tarihinde haczedilen ve mülkiyetinin kendisine ait olduğunu iddia ettiği hayvanlar üzerine konulan haczin kaldırılmasını istemiştir.

Borçlu davada taraf gösterilmemiştir. Kural olarak, istihkak davasında borçlunun davalı gösterilmesi için üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı çıkmış olması gerekir. Borçlunun İcra ve İflas Kanunu’nun 96/1. maddesi uyarınca davayı açan üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunması veya haciz sırasında hazır bulunmasına karşın üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı çıkmaması ya da İcra ve İflas Kanunu’nun 96/2. maddesi gereği yokluğunda yapılan üçüncü kişinin istihkak iddiası kendisine bildirilmesine karşın verilen üç günlük süre içinde itiraz etmemesi durumunda istihkak davasında davalı gösterilmesine gerek yoktur. Çünkü, bu durumda borçlu istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır ( İcra ve İflas Kanunu m. 96/2 ).

Somut olayda, borçlu 04.03.2006 tarihinde uygulanan haciz sırasında hazır bulunmadığı gibi dava konusu eşyaların haczine ilişkin tutanağın İcra ve İflas Kanunu’nun 103. maddesine göre borçluya tebliğ işlemi de yapılmadığından, borçlunun istihkak iddiasına karşı çıkıp çıkmadığı anlaşılamamıştır. Bu durumda, davanın borçluya da yöneltilmesi gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

Hal böyle olunca, takip borçlusuna dava dilekçesi ve davetiye tebliğ edilerek, taraf teşkilinin tamamlanması ve borçlunun göstereceği kanıtların toplanması ve değerlendirilmesi gerekirken bu yönün gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA , bozma nedenine göre davalı alacaklının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.