Çeke/Senede Atılan Her Geçerli İmza Sahibini Bağlar. Senette/Çekte Bulunan Geçersiz İmza Sahibini Sorumlu Kılmaz İse de Çekin /Senedin Geçerliliğini Ortadan Kaldırmaz. (İmzaların Bağımsızlığı İlkesi)

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ
2012/15030 E.
2013/1148 K.
23.1.2013 T.

DAVA : Davacı V.Ü. vek. ile davalılar 1-Albaraka Türk Katılım Bankası vek.2-Z.A. 3-H.A. dahili davalı A…Tekstil San. Tic. AŞ. vek.arasında görülen dava hakkında Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13/03/2008 gün ve 151/142 sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 03/04/2012 gün ve 15812/5504 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Mahkemece dosya kapsamı ve Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporuna göre; asıl dava ve birleştirilen davaların kabulüne, asıl davada dava konusu olan 26.600 TL’lik senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ve senedin iptaline, birleştirilen davada dava konusu olan 29.275 TL’lik senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, senetlerden dolayı icra takibi başlatmadığından davacının tazminat talebinin reddine dair verilen kararı, davalı banka vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 03/04/2012 günlü kararı ile davalı vekilinin temyiz itirazları reddedilerek hüküm onanmış, bu karara karşı davalı banka vekilinin karar düzeltme itirazı üzerine yapılan inceleme sonucunda;

TTK.nun 690. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı yasanın 589. maddesi uyarınca; “poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez.” İmzaların bağımsızlığı ( istiklali ) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın ( keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi ) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar; geçersiz bir imza sahibini bağlamaz. Ancak, ciro zincirini de koparmaz. “İmzaların istiklali ( bağımsızlığı )” ilkesine göre, senedin asıl borçlusu olan keşidecinin imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ( lehtarının veya diğer cirantaların ) senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, TTK.nun 589. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Senetteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Senedin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. ( Bu açıklamalar için bkz, Prof.Dr. Reha Poray / Prof. Dr. Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, Sayfa 141-142; Prof. Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku 2.Bası, Ankara 1997, Sayfa 414 vd; Prof. Dr. Hüseyin Ülgen / Doç. Dr. Mehmet Helvacı / Doç. Dr. Abuzer Kendigelen / Doç. Dr. Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, Sayfa 126 vd; Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, Sayfa 122 vd;Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu İkinci Cilt-Kıymetli Evrak ve Taşıma Ankara 1988 sh. 174 vd- sh.286-Yargıtay 11.HD.3.11.1987 tarih, 347/5865 Esas ve Karar sayılı kararı; Prof.Dr. Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, sh.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İkinci Cilt, Üçüncü Baskı Ankara 1990 sh.1611 vd. )

TTK’nun 690.maddesi yollamasıyla bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 598/1.maddesi uyarınca; “Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse, son ciro beyaz ciro olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde selahiyetli hamil sayılır.” Zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin ( zincirinin ) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez ( Hulusi Gürbüz, Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, sh.295; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İkinci Cilt, Üçüncü Baskı, Ankara 1990, sh. 1646-1647; Murat Alışkan, Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998 sh. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/ İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998 sh. 363 )

Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu bonoda davacı keşideci durumunda olup, davalı senede ciro yoluyla hamil olmuştur. Görünüşe göre ilk ciro, senedin lehtarı durumundaki A…Çırçır Prese San. A.Ş. imzası ile yapılmıştır. Davacı keşideci, kendi imzasını inkar etmektedir. Senet metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan imzaların istiklali ilkesi karşısında davacı keşideci senetlerdeki keşideci imzasının eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile tespiti sonucu senetler nedeniyle keşideci olarak sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak bu durum lehtarı ve diğer cirantaları sorumluluktan kurtarmaz. Yerel mahkemenin, yetkili hamil karşısında lehtar ve diğer cirantaları da sorumluluktan kurtaracak şekilde senedin iptaline karar vermesi doğru değilse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekirken dairemiz ilamında belirtilen gerekçe ile onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle davalı Albaraka Türk Katılım Bankası vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03.04.2012 gün 2011/15812 Esas, 2012/5504 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkemenin 13.03.2008 gün 2006/151 Esas, 2008/142 Karar sayılı ilamının hüküm fıkrasının 2. ve 3. bendlerinin 3. satırlarının sonunda yer alan “ve senetin iptaline” kısımlarının hükümden çıkarılması suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.