Eşin Alacaklısı Anlaşmalı Boşanma Davası Yeniden Yargılama Davası

davanın konusuz kalması - zina

( Eşin Alacaklısı  Anlaşmalı Boşanma Davasında yargılamanın yenilenmesini isteyebilir. )

(Eşin alacaklısı Anlaşmalı Boşanma Davasında yargılamanın yenilenmesi istediğinde mahkeme işin esası incelenmelidir.)

(Eşin alacaklısı anlaşmalı boşanma davasında boşanmaya ilişkin kararın bozulmasını sağlayamamalı.)

 

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

2013/13206 E.
2013/22846 K.
1.10.2013 T.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği gibi; davacı 09.06.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle, davasını, davalıların Türk Medeni Kanununun 166/3 gereği anlaşmalı boşanmalarına dair boşanma davası ile ilgili yargılamanın yenilenmesine dönüştürmüştür. Islah ile dava, davanın açıldığı tarihten itibaren yargılamanın iadesi davasına dönüştürdüğüne göre, davacı tarafından daha önce 20.03.2008 tarihinde açılıp süre yönünden reddedilen, aynı boşanma davasının yargılamasının yenilenmesine ilişkin dava, eldeki mevcut dava için kesin hüküm teşkil etmez. Durum böyleyken, tarafların sundukları deliller değerlendirilip uyuşmazlığın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usul yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla, 01.10.2013 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :

Yargılamanın yenilenmesi davası, taraflardan S. ‘nin alacaklısı tarafından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 446. maddesine dayanılarak açılmıştır. Dava dilekçesiyle; karı-koca olan davalılar S. ve İ. ‘un, S. ‘nin kendisine olan borcunu ödemekten kaçınmak, yapılan icra takiplerini semeresiz bırakmak için Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca “anlaşmalı boşanma” işlemi gerçekleştirerek boşandıkları ve bu boşanma kararıyla birlikte, eşlerden S. ‘nin altı parça taşınmazdan oluşan tüm malvarlığını eşlerin mal paylaşımı çerçevesinde diğer davalı eş İ. ‘a devir ve temlik ettiği, böylece yargılamanın yenilenmesi talep edenin alacağını tahsil edemez duruma düştüğü belirtilerek; İcra İflas Kanununun 280. maddesi uyarınca tasarrufun iptaline karar verilmesi istenmiş; daha sonra usulünce yapılan ıslahla, dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 445/7 ve 446. maddeler uyarınca “yargılamanın yenilenmesi”davasına dönüştürülmüştür. Davacı yargılamanın yenilenmesi isteğinin “hile” sebebine dayalı olarak kabulü ile, daha önce kabul edilen boşanma davasının, bu kez reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının daha önce de aynı konuda yargılamanın yenilenmesi davası açtığı, bu davanın süre yönünden reddedildiği, kesin hüküm bulunduğu ve bu sebeple ikinci kez açılan davanın kesin hüküm nedeniyle dinlenemeyeceği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Yargılamanın yenilenmesi, kural olarak, ancak davanın taraflarınca istenebilir. Ancak istisnaen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 446. maddesi uyarınca; hüküm aleyhine olan tarafların halefleri veya alacaklıları tarafından, kendi haklarına dayanılmak suretiyle de istenebilir. Değerli çoğunluk bozma kararıyla; davalılardan S. ‘nin alacaklısı olan davacıya yargılamanın yenilenmesi yoluyla, daha önce davanın kabulüyle gerçekleşen boşanma sonucunun, bu kez davanın reddi yoluyla ortadan kaldırılmasına imkan vermektedir. Oysa, münhasıran şahsa sıkı sıkıya bağlı olan haklarla ilgili yargı kararları, özellikle ilk davanın taraflarından birinin alacaklısının talebiyle yargılamanın yenilenmesi suretiyle ortadan kaldırmaya uygun değildir ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, Cilt I-II, İstanbul 1989, sh.764 ). Boşanma hakkı, münhasıran şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Eşlerden birinin alacaklısının talebiyle boşanmanın hileli olduğu kanıtlansa bile, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüyle boşanma kararı ortadan kaldırılarak, eski eşler yeniden evli duruma getirilemez. Münhasıran şahsa sıkı sıkıya bağlı hak durumu buna engeldir. Alacaklı, boşanma davası içinde kişiye bağlı hak niteliğinde olan ( münhasıran şahsa sıkı sıkıya bağlı olmayan ) bir hakla ilgili hüküm varsa, ancak bu nitelikteki hükme yönelik olarak yargılamanın yenilenmesini isteyebilir. Nasıl, hükmün tamamı için temyiz gerekmeyip, kısmen temyizi mümkün ise; yargılamanın yenilenmesine ilişkin kanun yolunda da, hükmü tamamı için değil, bir kısmı için yargılamanın yenilenmesinin mümkün olduğunu kabul etmek gerekir.

Değerli çoğunluğun mahkemenin kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararının hatalı olduğu, yargılamanın yenilenmesi isteğinin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğine yönelik bozma düşüncesine katılıyorum. Ne var ki, mahkemenin karar vereceği uyuşmazlığın esası önceki boşanma hükmü olmamalıdır. Davacı yargılamanın yenilenmesi talebinde, altı parça taşınmazın mal paylaşımı çerçevesinde eşlerden S. tarafından diğer eş İ. ‘a devir ve temlikini hedef aldığına göre; mahkemenin esas yönünden yapacağı incelemenin, anlaşmalı boşanmadaki buna ilişkin hüküm bölümüne yönelik olması gerektiğini düşünüyorum. Böylece, mahkeme yargılamanın yenilenmesi isteğini haklı bulursa; “davanın reddi” kararı ile yetinemeyecektir. Yapacağı inceleme, mal paylaşımı ile hükümde bu taşınmazların eşe devrinin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığına, salt eşlerden birinin alacaklısının alacağını semeresiz bırakmak için, bu konuda hileli bir anlaşma- kanuna karşı hile-yapılmış olup olmadığına münhasır olmalıdır. Açıkladığım yönde yapılacak inceleme sonucu, hileli anlaşma yapıldığı anlaşılırsa; hükmün boşanmaya ilişkin bölümünün değil, mal paylaşımına ilişkin bölümünün ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Sonuç olarak; değerli çoğunluğun hükmün bozulmasına ilişkin kararına katılmakla birlikte, bozma gerekçesinin açıkladığım içerik ve kapsamda olması gerektiğini düşünüyorum.

 

 

—–

“Anlaşmalı boşanma davası hakkında herşey” adlı makale için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.