Eşin Ailesi İle Birlikte Oturmaya Zorlamak Boşanma Nedenidir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
E. 2012/2-1159
K.2013/471
T. 10.04.2013

Taraflar arasındaki “boşanma, nafaka, tazminat ve velayet” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sivas Aile Mahkemesince asıl dava ve birleşen davanın reddine dair verilen ….09.2010 gün, 2009/…. E., 2010/….. K. sayılı kararın incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay …. Hukuk Dairesi’nin …..12.2011 gün, 2011/…. E., 2011/2….. K. sayılı bozma ilamı ile;

(…Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadının reddedilen boşanma davası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Toplanan delillerden; davacı-davalı kadının bağımsız konutta oturma isteğine rağmen davalı-davacı kocanın bağımsız konut sağlamaya yanaşmadığı eşini kendi ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı ve eşini tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Durum böyleyken, asıl dava olarak açılan davacı-davalı kadının boşanma davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Açılıp birleştirilen davalar, karşılıklı boşanma ve fer’ilerine ilişkindir.

Davacı-karşı davalı vekili; tarafların 2006 yılında evlendiklerini, davalı kocanın evliliğin başından beri sergiledi tavırları ile müvekkilinin mutsuz ve güvensiz yaşamasına sebep olduğunu, hakaret ettiğini, evden kovulduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata ve aylık 500 TL nafakaya karar verilmesini istemiştir.

Davalı-karşı davacı vekili; iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı kadının tam kusurlu olduğunu, müşterek haneyi terk ederek gittiğini, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen dönmediğini, hasta olan müşterek çocuğa bakmadığını terkten sonrada hiç aramadığını, müvekkilinin de boşanmayı talep ettiğini bildirmiş, birleştirilerek görülen dava ile de davalının kusurlu hareketleri neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, belirterek tarafların boşanmalarına karar verilmesini, müşterek çocuğun velayetinin müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; taraflar arasındaki evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı olgusunun somut delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı-karşı davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen bozma ilamında açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece, toplanan deliller dikkate alındığında, davacı-davalı kadının açtığı boşanma davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davacı-karşı davalı kadının bağımsız konutta oturma isteğine rağmen davalı-karşı davacı kocanın bağımsız konut sağlamaya yanaşmadığı, eşini kendi ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı ve eşini tehdit ettiği anlaşıldığına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı-karşı davalı vekili vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.04.2013 gününde yapılan görüşmede oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.