Fiili Ayrılık Sebebinde Kusur

Fiili ayrılık sebebinde kusur , eşlerin fiili ayrılık sebebi  ile boşanma davası açması halinde davanın kabul edilmesi için eşlerin kusurlu bir davranışı olup olmadığı araştırılmaz.

Davacı eş kusurlu, davalı eş az da olsa kusurlu bulunmasa da fiili ayrılık sebebinde kusur aranmadığı için boşanma davasının kabulüne karar verilebilir. Bu dava için mühim olan ret ile sonuçlanan ve kesinleşen bir boşanma davası bulunması, bu davanın üzerinden 3 yıl geçmesi ve eşlerin ortak hayatı kuramamalarıdır.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi boşanma kararı alabilmek için fiili ayrılık sebebinde kusur araştırması gerekmez ama eşlerin bulun yanında maddi, manevi tazminat ve iştirak – yoksulluk gibi boşanmanın eki niteliği bu taleplerinin varlığı halinde bunlar değerlendirilmeli ve kusur araştırması yapılmalıdır.

2. Hukuk Dairesi         2015/20851 E.  ,  2016/14404 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Taraflarca Türk Medeni Kanununun 166/son maddesinde belirtilen fiili ayrılık nedenine dayalı olarak boşanma davası açılmıştır. Mahkeme tarafından, davalı-davacı kadının davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmiş, erkeğin davası ise kadının kusurlu bir davranışının olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Türk Medeni Kanununun 166/son maddesinde “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun, ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir” hükmü bulunmaktadır. Davacı-davalı erkeğin, … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2011/430 esas, 2011/710 karar sayılı dosyası ile açmış olduğu boşanma davası reddedilmiş, bu karar 11.11.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dosyada ise davacı-davalı erkek tarafından 12.12.2014 tarihinde dava açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle Türk Medeni Kanununun 166/son maddesinde belirtilen 3 yıllık sürenin dolduğu ve kesinleşme tarihinden itibaren ortak hayatın yeniden kurulamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, şartları oluşan davacı-davalı erkeğin davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de bu husus temyiz kapsamı dışında bırakıldığından bozma sebebi yapılmamış ve eleştirmekle yetinilmiştir.
2-Davacı-davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.03.11.2016(Prş.)

2. Hukuk Dairesi         2015/23557 E.  ,  2017/2629 K.
“İçtihat Metni”


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kadının ziynet alacağına yönelik usulünce açılmış bir dava ya da karşı davasının olmadığının anlaşılmasına göre, aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Taraflar arasında görülen boşanma davasının yapılan muhakemesi neticesinde, mahkemece Türk Medeni Kanunu m.l66/son uyarınca boşanmaya karar verildiği takdirde kusur tespiti yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, kadının fer’i nitelikteki taleplerinin reddiyle tarafların Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, taraflar arasında daha önce görülen ve erkeğin davasına dayanak teşkil eden davanın, “davacı erkeğin manevi yönden tam bağımsız ev açmadığı, ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı, erkeğin annesi tarafından erkeğin ilk eşinin fotoğraflarının duvara asıldığı, erkeğin buna sessiz kaldığı ve kadının ikinci çocuğuna hamileyken evden kovulduğu, ailesinin yanında doğum yapmak zorunda kaldığı“ gerekçesiyle reddedilip 16.02.2011 tarihinde kesinleştiğinin, bu tarihten sonra da mahkemenin kabulünde olduğu üzere erkeğin başkasıyla gayri resmi birliktelik yaşayarak sadakatsiz olduğunun, tarafların bir araya gelmediklerinin, fiili ayrılık döneminde davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının da kanıtlanamadığının, anlaşılmasına göre, Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayanak teşkil eden ve retle sonuçlanan ilk davayı açan ve tam kusurlu bulunarak davası reddedilen ve fiili ayrılık döneminde sadakatsiz davranışlar içinde bulunan erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.

Durum böyleyken; mahkemece “Türk Medeni Kanunu m. 166/son uyarınca boşanmaya karar verildiği takdirde kusur tespiti yapılamayacağı” gerekçesiyle davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

3-Boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. (TMK m. 182) Bu hususu hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. O halde velayeti temyiz edene tevdi edilen ortak çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13.03.2017 (Pzt.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.