İhtiyati Haciz İçin Alacağın Varlığını İspat

İhtiyati Haciz Kararı Verilirken İşin Esasına Girilmeksizin Alacağın Varlığına Kanaat Getirilmesi Yeterlidir. Mahkemece Keşif Yapılarak İhtiyati Haciz İsteyenin Gerçekten Alacaklı Olup Olmadığını İncelemesi Doğru Değildir.

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ
2007/9698 E.
2007/9478 K.
2.11.2007 T.

KARAR : İhtiyati haciz isteyen G … A.Ş. vekili, 2002 yılının 5. ve 6. aylarına ait 15.176.89 YTL meblağlı kesinleşmiş faturalardan dolayı U … A.Ş. ve H … N … A.Ş. aleyhine ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir.

İhtiyati hacze itiraz eden vekili, ihtiyati haczin süresinde uygulanmadığını, müvekkil şirketin borcunun olmadığını, ihtiyati hacze dayanak yapılan faturaların müvekkili adına kesilmediğini belirterek, ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

Mahkemece, harita ve elektrik mühendisi iki bilirkişi refakate alınarak keşif yapılmış, iki defa bilirkişi raporu alınmış ve U … Denizcilik A.Ş.’nin söz konusu borçtan sorumlu olmayacağına ilişkin bilirkişi raporuna istinaden ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.

Somut olayda mahkemece işin esasına girilmiş, mahallinde keşif yapılarak iki bilirkişi raporu alınmış, bir yılı aşkın bir yargılama süreci sonucunda “ihtiyati haciz kararına itiraz eden U … A.Ş.’nin borçtan sorumlu olmadığı … ” şeklindeki bilirkişi raporuna istinaden ihtiyati haciz kararı kaldırılmıştır.

İcra ve İflas Kanunu’nun 258/1 hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukuki himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukuki himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu, İcra ve İflas Kanunu’nun 264. maddesi çerçevesinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası çerçevesinde ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır.

Bu nedenlerle İcra ve İflas Kanunu’nun 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itirazın koşulları açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan maddede, borçlunun kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebileceği düzenlenmiştir. Bu itiraz sebepleri sınırlı olup, şekli niteliktedir. O halde mahkemece, İcra ve İflas Kanununun 265. maddesinde sayılan itiraz sebepleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA , 02.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.