İhtiyati Tedbir

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
2012/13597 E. 
2013/688 K. 
22.1.2013 T. 

DAVA : Davacı A… Havacılık Anonim Şti. vekili tarafından, davalı T… Gazete Dergi Basım A Ş. aleyhine 27.2.2012 gününde verilen dilekçeyle ihtiyati tedbir istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda: mahkemenin görevsizliğine dair verilen 5.4.2012 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi A… Havacılık Anonim Şti. ve T… Gazete Dergi Basım A Ş. vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili A… Havacılık A.Ş.nin havacılık ve turizm sektöründe faaliyet gösterdiğini, S… Gazetesi ve T… Gazetesiyle gazetelerin internet sitelerinde, yine karşı taraf T… Gurubuna ait olan diğer yayın organlarında 2007 yılında İsparta’da gerçekleşen uçak kazasıyla ilgili haberler çıktığını, müvekkili şirketin kamuoyu nezdinde kötülenerek küçük düşürüldüğünü, ticari itibar ve faaliyetlerinin sekteye uğradığını belirterek müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil eden yayınların tedbir yoluyla durdurulması ve kaldırılmasını istemiştir.

Karşı taraf vekili, haksız ve yersiz açılan tedbir istemli davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece, tedbir isteyen hakkında internet ortamında, yazılı ve görsel medya araçlarında çıkan yayınların durdurulmasına dair verilen 28.2.2012 tarihli karara davalılar tarafından yapılan itiraz üzerine bu kez 05/042012 tarihli ek kararla görevsizlik kararı verilmiş, karar, taraflarca temyiz edilmiştir.

Yayın yoluyla kişilik haklarına saldın sebebiyle açılan davalar kişi varlığına yönelik davalar olup, H.M.K.2. maddesine göre miktara bakılmaksızın tüm mal varlığı ve kişi varlığına dair davalara bakmaya Asliye Hukuk mahkemeleri görevlidir. H.M.K.390. maddesine göre ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden: dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği gözetildiğinde tedbir kararının görevsiz mahkemeden talep edildiği ve verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin bu yoldaki belirlemesi doğrudur. Ancak ihtiyati tedbir görevsiz mahkemeden istenmiş ve verilmiş bulunduğuna göre yine itiraz üzerine mahkemece görevsiz olduğu anlaşıldığına göre görevsizlik kararı verilmekle birlikte, görevsiz olarak verdiği ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre ihtiyati tedbir isteyen A… Havacılık A.Ş.nin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden T… Gazete Dergi Basım A.Ş.’den peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 22.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

I- )İhtiyati tedbir müessesesi 6100 Sayılı H.M.K.389 vd. m.leriyle Geçici Hukuki Korumalar başlığı altında düzenlenmektedir. İhtiyati tedbirin talep etme koşulları, talep biçimleri, uygulanması vs. belirlendikten sonra 394. m. ile “…Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz…” edilebileceği, “…karşı tarafın ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata dair olarak, kararı veren mahkemeye itiraz…” edebileceği, itirazın dilekçeyle yapılabileceği belirtilmiştir.

Aynı maddenin son fıkrasında ise “İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz.”, denilmektedir Şu durumda İhtiyati Tedbir kararlarına karşı ilkin “itiraz” kanun yolu işletilecektir. Bu yöntem 1086 Sayılı mülga yasamızdan beri uygulanan kanun yolu sistemidir.

İkinci olarak anılan madde metninde itiraz üzerine verilen kararlara karşı gidilebilecek bir kanun yolu açıkça belirtilmiştir. Bu noktanın ise 6100 Sayılı Kanunun öngördüğü İstinaf ve Temyiz kanun yolları açısından ele alınması gerekmektedir. Zira madde metninde açıkça “kanun yollan” değil “kanun yolu”ndan söz edilmektedir. Dolayısıyla İhtiyati tedbir kararlarına karşı temyiz kanun yolunun açık olup olmadığı tartışılmalıdır.

II-Buna karşın H.M.K.394 ile ihtiyati Tedbir geçici korumasına karşı” itiraz” madde başlığı halinde düzenlenip, müteakiben itiraza karşı kanun yolundan bahsedildiğinden birincil kanun yolunun da “itiraz” yolu olduğunu söylemeliyiz. İşte bu durumda H.M.K.391/ 3’de yer alan “İhtiyati tedbir talebinin reddi halinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.” hükmündeki kanun yolundan amacın da “itiraz yolu” olduğunu söylemeliyiz.

III- Diğer bir kanun yolu olan Temyize dair hükümlerde temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen hükümlerin ayrı ayrı düzenlendiği görülmektedir. Buna göre H.M.K.361, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarından hangi kararların temyiz edilebileceğini, H.M.K.362 ise hangi hükümlerin temyiz edilemeyeceğini sınırlı sayı sistemiyle belirlemiştir. H.M.K.362/1-f ise geçici hukuki korumalar hakkında verilen hükümlerin temyiz kanun yolu dışında kaldığını açıkça içermektedir.

Şu durumda İhtiyati Tedbir geçici hukuki koruma kararları temyize konu olamazlar. Diğer ifadeyle H.M.K.394 ile belirtilen kanun yolu teriminden amaç temyiz kanun yolu değildir.

IV- H.M.K.341/1’de ise “İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlarla ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabi”leceği öngörülmektedir. Bu açık hükümden anlaşıldığı gibi ihtiyati tedbir kurumunda sözü geçen kanun yolu “istinaf kanun yolu”dur.

V- ) Bugün uygulamadaki sorunumuz ise İstinaf Mahkemelerinin açık olmaması sebebiyle istinaf kanun yolu yerine temyiz kanun yolunun işletilip işletilemeyeceğidir.

H.M.K.geçici 3.m. Bölge Mahkemelerinin faaliyete geçmesine kadar 1086 Sayılı Kanunun temyize dair hükümlerinin uygulanmasını öngörmektedir. 1086 Sayılı Kanunun Temyize dair bölümünde ise ihtiyati tedbir kararlarına karşı temyiz yolunun açık olduğuna dair düzenleme yer almamaktadır. 6100 sy. H.M.K.ile ise açıkça temyiz dışı bırakma sözkonusudur. H.M.K.geçici 3. M.3. fıkra ise “Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 Sayılı Kanunun bu Yasaya aykırı olmayan hükümleri uygulanır demektedir. Bu durumda kanun koyucunun açık iradesi ihtiyati tedbir kararlarının temyiz dışı bırakılması olduğundan anılan fıkrayla da temyiz kanun yolu tamamen devre dışı bırakılmıştır. Başka türlü açıklamak gerekirse.

a- ) İhtiyati tedbirler hakkında kanun yolları itiraz ve istinaf kanun yollarıdır,

b- ) İstinaf mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar temyiz kanun yoluna başvurulabileceği veya bu kanun yolunun açık olmasını düzenleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. O takdirde kanundan doğmayan bir görev belirlemesi de sözkonusu olamaz.

c- ) Kanun Koyucu bunu bilinçli olarak öngörmüştür. İstinaf mahkemeleri yerindelik denetimi ile, diğer ifadeyle yargılama faaliyetiyle ihtiyati tedbirler hakkındaki itirazları inceleyecektir. Yargıtay ise sadece hukuksallık denetimi yapacağından kanun koyucu hukuksallık denetimi öngörmemektedir.

VI- Diğer bir konu da İhtiyati Haciz ve bu geçici korumanın açık olduğu kanun yolunun kıyasen ihtiyati tedbirlere de uygulanıp uygulanamayacağıdır. Ancak İhtiyati Haciz hükümlerinin yer aldığı İ.İ.K.265‘de 4949 sy. Kanunla ihtiyati hacze karşı açıkça Temyiz yolu açılmış, 5311 Sy. Kanunla da temyiz yolu yerine istinaf yolu benimsenmiş olmakla beraber, geçici 7. M. İle Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesine kadar bu değişiklik öncesi düzenlenen temyiz yolu açık tutulmuştur. Dolayısıyla ihtiyati hacizler için kanunla getirilmiş temyiz kanun yolu sözkonusudur. Ne varki bu yöntem H.M.K.veya öncesinde 1086 Sayılı Kanunla düzenleme yapılmadığından herhangi bir kıyasla ihtiyati tedbirler hakkında uygulanamaz.

VIı- Bundan başka. Usul-Yargılama sistemlerimizde ikili kanun yolları öngörülmüştür. Bazı incelemeler “itiraz yolu” denetim sistemine bağlanmış, bazı incelemeler ise “temyiz kanun yolu” denetim sistemine bağlanmıştır. İkili kanun yolu sistemine bağlama ise ancak istisnaen ve kanunla öngörülmüştür. İhtiyati Tedbirler hakkında ise istisnai bir düzenleme bulunmadığından üçlü bir kanun yolu denetiminden de bahsedilememelidir.

Belirtilen nedenler itibarıyla çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.