İşçinin Derhal Fesih Hakkını Kullanarak İşe Gitmediği Tarihten Sonraki Tarihlere İlişkin Tutulan Devamsızlık Tutanaklarına Dayanan İşveren Feshi Hüküm Taşımaz.

YARGITAY  9. HUKUK DAİRESİ
2009/7125 E. 
2011/6658 K. 
14.3.2011 T. 

DAVA : Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, hafta, bayram ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Tekbaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- ) İş sözleşmesinin, işçinin işyerine devamsızlıkta bulunması sebebiyle işverence haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.

[label type=”label” style=”default” title=”Devamsızlık Nedenine İlişkin Genel Bilgileri İçeren Matbu Kısım”]4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25 II- ( g ) bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.

İşverenin ücretli ya da ücretsiz olarak izin verdiği bir işçinin izin süresince işyerine gitmesi beklenemeyeceğinden, bu durumda bir devamsızlıktan söz edilemez. Ancak yıllık izin zamanını belirlemek işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan, işçinin kendiliğinden ayrılması söz konusu olmaz. İşçinin yıllık iznini kullandığını belirterek işyerine gelmemesi, işverence izinli sayılmadığı sürece devamsızlık halini oluşturur. ( Yargıtay 9.HD. 1.7.2008 gün 2007/21656 E, 2008/18647 K. )

İşçinin işe devamsızlığı her durumda işverene haklı fesih imkanı vermemektedir. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması halinde işverenin derhal ve haklı sebeple fesih imkanı bulunmamaktadır. İşçinin hastalığı, aile fertlerinden birinin ya da yakınlarının ölümü veya hastalığı, işçinin tanıklık ve bilirkişilik yapması gibi haller, işe devamsızlığı haklı kılan nedenlerdir. Mazeretin ispatı noktasında, sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlara da değer verilmelidir.

Devamsızlık süresi, ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü ya da bir ayda üç işgünü olmadıkça, işverenin haklı fesih imkanı yoktur. Belirtilen işgünlerinde hiç çalışmamış olunması gerekir. Devamsızlık saatlerinin toplanması suretiyle belli bir gün sayısına ulaşılmasıyla işverenin haklı fesih imkanı doğmaz.

Devamsızlık, işçinin işine devam etmemesi halidir. İşyerine gittiği halde iş görme borcunu ifaya hiç başlamayan bir işçi devamsızlıkta bulunmuş sayılmamalıdır. İşçinin yapmakla yükümlü olduğu ödevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi ayrı bir fesih nedeni olup, bu durumda 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II- h bendi uyarınca değerlendirme yapılmalıdır.

Maddede geçen “bir ay” ifadesi takvim ayını değil ilk devamsızlıktan sonra geçecek olan bir ayı ifade eder. İlk devamsızlığın yapıldığı gün ayın kaçıncı günüyse takip eden ayın aynı günü bir aylık süre sona erer. Son ayda ilk devamsızlığının gerçekleştiği günün bulunmaması halinde son ayın son günü bir aylık süre dolmuş olur. Sonraki devamsızlar söz konusu ise takip eden aylık dönemler içinde değerlendirilir.

İşgünü, işçi bakımından çalışılması gereken gün olarak anlaşılmalıdır. Toplu iş sözleşmesinde ya da iş sözleşmesinde genel tatil günlerinde çalışılacağına dair bir kural mevcutsa, bu taktirde söz konusu günlerde çalışılmaması da işverene haklı fesih imkanı tanır.[label type=”label” style=”default” title=”Devamsızlık Nedenine İlişkin Genel Bilgileri İçeren Matbu Kısım Sonu”]

Somut olayda; sekiz yıla yakın süredir, davalı işyerinde geri dönüşümcü olarak çalışan davacı işçi, işveren aleyhine yaptığı tanıklık sonrası iş şartlarının ağırlaştırılması, fazla çalışma, genel tatil ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini 21.3.2007 tarihinde haklı nedene dayanarak feshettiğini iddia etmektedir.

Davalı işveren 21.3.2007 sonrası gelmediğinden aktin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacı fesih iradesini karşı tarafa bildirmediğinden, ağır işin ne olduğu açıklığa kavuşmadığından, işverence devamsızlıktan yapılan feshin haklı olduğu gerekçesi ile davacının kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.

Davalının devamsızlık tutanakları davacının fiilen işyerine gitmeyerek iş sözleşmesini feshettiği tarihten sonrasına aittir, davacı tanığı tanıklıktan sonra yükleme işine verildiğini belirtmiştir, mahkemece de fazla çalışma ve genel tatil alacakları hüküm altına alındığına göre davacının iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak feshettiği, bu tarihten sonraki devamsızlık tutanakları ve davalı feshinin hüküm taşımadığı, derhal fesih hakkının kullanılmasında karşı tarafa tebliğin zorunlu olmadığı düşünülmeden davacının kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.