İtiraz Dilekçesinin Borcun Tamamına Yönelik Olmadığı ve Durdurma Kararının Şikayeti.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
2003/12-309 E.
2003/311 K.
30.4.2003 T.

KARAR : Alacaklı Pos San.A.Ş. Borçlu Ekspres Kargo Ltd.Şti. aleyhine 23.01.2001 tarihinde ilamsız takibe girişmiş, 4.992.994.483 TL asıl alacak 3.360.000.000 TL işlemiş faiz olmak üzere 8.352.994.000 TL toplam alacağın takip tarihinden itibaren reeskont faizi, icra gideri ve masrafları ve icra vekalet ücreti ile birlikte tahsilini istemiştir. Cari hesap bakiyesine dayanarak, haciz yoluyla takip istemiştir. 29.01.2001 tarihli ödeme emri de aynı şekilde düzenlenmiş olup, borçluya 07.02.2001 tarihinde tebliğ edilmiş, aynı tarihte itiraz etmiştir.

Borçlu vekillerinin “Borca ve takibe kısmi itiraz eden ekspres kargo ticaret limitet şirketi vekilleri” şeklinde imza koyarak verdikleri uyuşmazlığa konu borca itiraz dilekçesinde: “...Müvekkilim şirketin alacaklı firmaya cari hesaptan dolayı bu miktar bir borcu yoktur. Alacaklı şirketten bu miktar bir hizmet alımı hiç olmadığı gibi bu miktar bakiye Cari Hesap borcunun olması da söz konusu olamaz. Alacaklı firmanın faiz talebine ve miktarına da itiraz ediyoruz. Cari hesap ilişkisinde faiz söz konusu olamaz. Yukarıda arz edilen sebeplere binaen müvekkilim şirketin alacaklıya Cari hesaptan dolayı bu miktar bir borcu olmadığından takibe ve ferilerine itiraz ediyoruz. İtirazımız sebebiyle takibin durdurulması bilvekale arz ve talep ederiz.” denilmektedir.
İcra Müdürlüğünce 08.02.2001 tarihinde takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Takipsiz kalan dosyada Alacaklı vekilinin 12.06.2002 tarihli yenileme talep dilekçesi üzerine, talebi kabul edilerek borçluya tebliğine, icra müdürlüğünce ilk aşamada süresi içinde itiraz olduğundan takibin durdurulması hakkındaki kararın devamına karar verilmiştir. Talep 19.06.2002 tarihinde borçluya tebliğ edilmiş, borçlu taraf 19.06.2002 tarihinde bu işleme itiraz etmiş ve aynı zamanda borca ve faize itirazlarını da ayrı ayrı olmak üzere aynı dilekçede bildirmiştir.

Şikayetçi Borçlu Ekspres Kargo Ltd. Şti. tarafından karşı taraf/alacaklı aleyhine açılan şikayet konulu davada ilk aşamada itirazı nedeniyle takibin durması karşısında yenileme işleminin yapılmaması gerektiğini ifadeyle bu işlemin yapılmamış sayılmasına karar verilmesini istemiş, merciin 20.06.2002 tarihli kararıyla redle sonuçlanmıştır.

Eldeki davada Şikayetçi/alacaklı vekili 13.06.2002 tarihli dava dilekçesinde özetle; Borçlu Ekspres Kargo Ticaret Limited Şirketinin, hakkında yapılan takibe 08.02.2001 tarihinde itiraz ettiğini, borçlunun itirazının kısmi itiraz olmasına göre itiraz edilmeyen kısmın açıkça belirtilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, İİK.nun 62/3 maddesi hükmüne rağmen icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin verdiği 12.06.2002 tarihli kararının açıkça yasaya aykırı olduğunu, bu kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Mercii tarafından evrak üzerinde inceleme yapılarak; “Borçlu vekilinin vermiş olduğu 08.02.2001 günlü itiraz dilekçesinde açık bir şekilde borçlu şirketin alacaklı şirkete ” bu miktarda borcu olmadığı,… bu miktar hizmet alımı olmadığı gibi bu miktar bakiye cari hesap borcunun da olması söz konusu olamaz.” şeklindedir. Dilekçenin içeriğinden borca itirazın kısmi itiraz olduğu borcun bu miktar olmayıp daha az miktarda olduğunu belirtilmeye çalışıldığı ancak itiraz edilen kısmın açık ve net olarak gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda İİY’nin 62/3. Maddesi uyarınca alacaklının şikayeti yerinde görülmüştür.” Gerekçesiyle “Şikayetin kabulüne, İcra müdürlüğünün 12.06.2002 günlü kararındaki “borçlunun dosya da mevcut süresi içinde itirazı olduğundan takibin durdurulması hakkındaki kararın devamına” şeklindeki kararının ve buna bağlı olarak icra müdürlüğünün 08.02.2001 günlü kararında “itirazın yasal süresi içinde olması halinde takibin durdurulmasına” şeklindeki kararının iptaline, karar verilmiştir.

Karşı Taraf/Borçlu vekilinin temyizi üzerine Yüksek Özel Daire; “Borçlunun itirazı borcun tümüne yönelik bir itirazdır. Kısmi itiraz değildir. Dolayısı ile bu itiraz geçerlidir. Şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetsizdir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Tetkik Mercii, bozma kararına karşı kısmen direnmiş, “Borçlunun süresinde verdiği 07.02.2001 günlü itiraz dilekçesindeki borcun aslına kısmen itiraz edildiği halde itiraz edilen kısım açıkça gösterilmediğinden bu yöndeki eski kararımızda direnilmesine ve borca itiraz edilmemiş sayılması ile icra müdürlüğünün 12.06.2002 günlü kararındaki ( borçlunun dosyada mevcut süresi içerisinde itirazı olduğundan takibin durdurulması hakkındaki kararın devamına.. )şeklindeki kararının ve buna bağlı olarak icra müdürlüğünün 08.02.2001 günlü kararında ( itirazın yasal süresinde olması halinde takibin durdurulmasına ) şeklindeki kararların borcun aslı yönünden iptallerine, karar vermiş, faiz yönünden ise bozmaya uyarak ; “Birikmiş faizin 3.360.000.000.TL olarak doğru hesaplanmış olması nedeni ile birikmiş faize olan itiraz kaldırılmasına örnek 49 ödeme emrindeki reeskont faiz kısmının ticari faiz olarak düzeltilmesine, 4478 sayılı yasa ile değişik 3095 sayılı yasa hükümleri uyarınca TC. Merkez Bankası tebliğleri ile artırılıp ve eksiltilmek kaydı ile takip tarihinden 16.05.2002 tarihine kadar %70 bu tarihten itibaren %64 yıllık basit faiz uygulanmasına ve faize faiz uygulanmayacak şekilde infazın yapılmasına” karar vermiştir. Kararı karşı taraf/borçlu vekili temyiz etmiştir.
1- Faiz alacağı yönünden ; İcra Tetkik Merciinin bozma ilamına kısmen uyarak faiz konusunda verdiği karar direnme niteliğinde olmayıp, hükmüne kısmen uyularak verilen yeni bir hüküm olmakla bu hükme yönelik temyiz itirazlarının Hukuk Genel Kurulunca değil, Dairesince incelenmesi gerekir. Bu nedenle dosya yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının tetkiki için Özel Dairesine gönderilmelidir.
2- Asıl alacağa ilişkin direnme kararının temyizine gelince;
İstek, icra müdürünün işlemini şikayete ilişkindir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin kararına konu itirazın, borcun tamamına yönelik bir itiraz olup olmadığı, dolayısıyla da icra müdürlüğünce verilen takibin durdurulması kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle belirtmekte yarar vardır ki, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 62/3 maddesinde “Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.” Hükmü yer almakta bu hükme göre borcun tamamına itiraz eden borçlunun hangi kısma itiraz ettiğini ve miktarını açıkça belirtmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamı ve tarafların açık beyanına göre taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Bu ilişki içerisinde alacaklının giriştiği ilamsız takibe itiraz eden borçlunun borcun hangi miktarını kabul ettiğini, hangisini kabul etmediğini belirtmesi hem açıklanan yasa hükmü hem de cari hesap ilişkisinin niteliği gereği zorunludur. Aksi halde yasanın açık hükmüne göre itiraz edilmemiş sayılır.
Borçlu vekillerinin 07.02.2001 ( 08.02.2001 havale ) tarihli itiraz dilekçeleri kapsam ve yer alan ifadeler itibariyle kısmi itiraz olup, yukarıda açıklanan yasa hükmüne aykırı olarak açıkça asıl alacağın ne miktarına itiraz edildiği belirtilmemiş olduğundan yine aynı hüküm gereğince bu kısma itiraz edilmemiş sayılır.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan asıl alacağa ilişkin direnme kararının onanması gerekir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Faiz alacağına ilişkin yeni hükme yönelik borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 12. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2- Karşı taraf/borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.