Menfi Tespit Davasında Alacaklının Ödeme Yapılmadığına İlişkin Defi İleri Sürmesi Halinde Menfi Tespit Davası Sonuçlanıp Kesinleşinceye Kadar Zamanaşımı Kesilir.

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ
2011/939 E.
2011/3149 K.
10.3.2011 T.

Borçlular vekilinin, alacaklı tarafından başlatılan, bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı, alacağın zaman aşımına uğradığından bahisle takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, istemin kabul edilerek icranın geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. TTK.nun 690. maddesi yollamasıyla, bonolar hakkında da uygulanması gerekli aynı kanunun 662. maddesinde, dava açılmasının zamanaşımını keseceği belirtilmiştir. Anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmiş, bu davanın kimin tarafından açılacak bir dava olduğu hususunda açıklık getirilmemiştir. Ancak, borçlu tarafından açılacak davada, alacaklı durumundaki davalının, itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü cihetle, borçlu tarafından, alacaklı aleyhine açılan davanın da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir. Nitekim Yargıtay HGK.nun 20/01/1996 tarih 1996/12-654 esas 1996/805 karar sayılı ve 22/02/1984 tarih ve 1981/10-716 E. – 1984/141 K. sayılı kararları ile de aynı ilke kabul edilmiştir.Somut olayda, borçlu tarafından, takip tarihinden önce İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine menfi tespit davası açıldığı ve bu davada, davalı alacaklı, alacaklı olduğunu ve bono bedelinin ödenmediğini defi olarak ileri sürdüğünden, açılan bu dava zamanaşımını keser. Menfi tespit davası sonuçlanıp kesinleşinceye kadar, alacaklı takip dosyasında herhangi bir işlem yapamayacağından üç yıllık zamanaşımı, menfi tespite ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

O halde, mahkemece, borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının kesinleşme tarihinden itiraz tarihine kadar üç yıllık zamanaşımının dolmadığı gözönüne alınarak zamanaşımı itirazının reddi ile diğer itiraz nedenlerinin incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulü isabetsizdir.

Kabule göre de;

İİk.nun 71/2. maddesinde yer alan zamanaşımı itirazı, takibin kesinleşmesinden sonra uygulanacak olup, takibin kesinleşmediği dikkate alınarak, borçluların zamanaşımı itirazının, İİK.nun 168/5. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken aynı kanunun 71/2. maddesine göre sonuca gidilmesi de doğru değildir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 10.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.