Serbest İrade İle Tahliye Taahhüdü

Serbest İrade İle Tahliye Taahhüdü verilmelidir. 

Kanun koyucunun, tahliye taahhüdünün serbest irade ile verilmesini istediğini taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmesi halinde geçerli kabul edilmesi şartına bağlaması ile anlayabiliriz.

Dolayısıyla kural olarak kira ilişkisi kurulduktan sonra alınan taahhütnamenin kiracının serbest iradesi ürünü olduğu kabul edilmelidir.

Kiracı, taahhüdün serbest irade ile verilmediğini yani düzenleme ve tahliye tarihinin belgeye sonradan yazıldığını ve gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüş ise sulh hukuk mahkemesinde bu iddiasını aynı ispat gücüne haiz başka bir belge ile kanıtlamak durumunda olup  yazılı bir delil sunmalıdır.

İcra hukuk mahkemesinde bu yönde bir itiraz ileri sürüldüğünde ise konu yargılamayı gerektirdiği için tahliye talebi reddedilecektir. Bu konunun açıklamasını “bu yazı“da da bulabilirsiniz.

Ancak davalı “yemin” deliline dayanmış ise davalıya, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmalıdır.

Yine bu konuda bir ceza soruşturması yürütülmekte ise ceza soruşturmasının sonucu beklenilmelidir.

Serbest İrade İle Tahliye Taahhüdü Serbest İrade İle Tahliye Taahhüdü Serbest İrade İle Tahliye Taahhüdü

3. Hukuk Dairesi         2017/1536 E.  ,  2017/475 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :SULH … MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait taşınmazın 01/03/2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile … yıllığına davalıya kiraya verildiğini, 01/03/2014 tarihinden itibaren kira sözleşmesinin yenilenmeyeceği hususunda kiracı ile anlaşılarak takibe konu …/…/2013 düzenleme tarihli tahliye taahhütnamesi alındığını, tahliye için belirlenen sürede taşınmaz tahliye edilmediğinden davalıya tahliye emri tebliğ edildiğini, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; taşınmazda 2004 yılından itibaren kiracı olduğunu, tahliye taahhütnamesinin 2004 yılında ilk kira sözleşmesi imzalanırken verildiğini, taahhütnamede, o tarihte evli olduğu eski eşinin imzasının bulunması, evlilik soyadının yazılması ve eski damga pulu yapıştırılmasının bu hususu ispatladığını, eski eşinin 2013 tarihli tahliye taahhütüne tanık olarak imza atmasının olağan dışı olduğunu, tahliye taahhüdünün ilk kira sözleşmesi yapılırken iş yeri ihtiyacı içerisinde imzalandığını, tarih kısmındaki boşlukların sonradan doldurulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması gerektiği, her ne davacı tarafından sunulan taahhütnamenin düzenleme tarihi ……..2013 ise de taahhütnamede damga pulunun bulunduğu ve 5281 sayılı yasa ile yapılan düzenlemeye göre 01.01.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere damga vergisi ve harçlarda pul yapıştırmak suretiyle ödeme usulünün kaldırıldığı, 2013 yılnda damga vergisinin pul yapıştırmak suretiyle ödenemeyeceği, ayrıca düzenleme tarihi itibariyle taahhütnamede imzası bulunan şahit … … ile davalı arasında mal rejimine ilişkin dava bulunduğu, böyle bir dava mevcut iken taahhütnameye Hasan Akan’ın şahit sıfatıyla imza atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu sebeple taahhütnamenin ……..2013 tarihinde düzenlenmiş olamayacağı, taahhütnamenin ……..2013 tarihinde (kiralananın tesliminden sonra) imzalandığının davacı tarafından ispat edilemediği” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 


Taraflar arasında, 01/03/2004 başlangıç tarihli, … yıl süreli ve 01/03/2009 başlangıç tarihli, … yıl süreli kira sözleşmeleri konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı vekili, …/…/2013 düzeleme tarihli, …/09/2014 tahliye tarihli, tahliye taahhütnamesine dayanarak …/09/2014 tarihinde başlattığı takipte kiralananın tahliyesini istemiştir. Kural olarak kira ilişkisi kurulduktan sonra alınan taahhütnamenin kiracının serbest iradesi ürünü olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tahliye taahhütnamesi …/…/2013 tarihinde düzenlenmiş olup düzenleme tarihi itibariyle kiracılık ilişkisi mevcuttur. Davalı, düzenleme ve tahliye tarihinin belgeye sonradan yazıldığını ve gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüş ise de bu iddiasını aynı ispat gücüne haiz başka bir belge ile kanıtlamak durumunda olup bu yönde yazılı bir delil bir delil sunmamıştır. Davalı, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesi düzenlenirken boş olarak verildiğini yazılı bir delil ile kanıtlayamamış ise de yemin deliline dayanmıştır. Bu durumda Mahkemece, davalı tarafa, davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ispat külfeti ters çevrilerek, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak yanılgılı değerlendirme ve yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/… maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

6. Hukuk Dairesi         2014/6869 E.  ,  2014/8584 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Manavgat Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/03/2014
NUMARASI : 2014/18-2014/235

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava tahliye taahhüdüne dayalı olarak icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece dava red edilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının müvekkiline ait taşınmazda uzun süredir kiracı olduğunu, davalının taşınmazda otururken kendi imzasını taşıyan tahliye taahhüdü verdiğini, bu taahhüde dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı vekili ise yazılı kira sözleşmesi ile verilen taahhüdün geçerli olmadığını, sözleşmenin baskı ile imzalatıldığını, bu hususta ceza soruşturma dosyasının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece kira sözleşmesi yapılırken verilen tahliye taahhüdünün geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 21.03.2013 imza, 01.11.2012 başlangıç, tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 8.paragrafında; “kiracı, tevali eden sözleşmelerle uzun süredir içresinde bulunduğu mecuru, kayıtsız şartsız 31.10.2013 tarihinde tahliye edecektir” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Kiracı davalı da cevap dilekçesinde uzun yıllardır taşınmazda kiracı olduğunu belirtmiştir.
Davacı tahliye taahhüdüne dayanarak tahliye talepli olarak süresinde başlattığı icra takibi ile kiralananın tahliyesini istemiş örnek 14 nolu tahliye emri davalıya 25.11.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı süresinde yaptığı itirazında tahliye taahhüdünün geçerli olmadığını, sözleşmenin uzadığını belirtmiştir.
Sözleşme kapsamında kiracının sözleşme devam ederken taahhüt verdiği anlaşılmaktadır. Tahliye taahhüdü geçerlidir. Ne var ki davalı kiracı sözleşmeyi baskı ile imzaladığını, bu hususta ceza soruşturması olduğunu belirtmiş ve kolluk ifade tutanaklarından suret ibraz etmiştir. o halde mahkemece ceza soruşturma dosyası sonucu beklenerek, davalının iddiaları yönünden delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.