Soybağı Değiştirme Suçu Zamanaşımı

Soybağı değiştirme suçu zamanaşımı hakkında belirleyici olan tarih, 5237 sayılı  Türk Ceza Kanunu’nun yürürlük tarihi 1 Haziran 2005‘tir.

  1. Suçun işlendiği tarih  01.06.2005’ten önce ise, 
    1. Suçun işlendiği tarihten itibaren 5 sene boyunca bu suçla ilgili hiçbir işlem yapılmamışsa dava zamanaşımına uğrayacaktır. (765  sayılı kanundaki asli zamanaşımı)
    2. Suçun işlendiği tarihten itibaren 5 sene içerisinde, (mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame) bu işlemlerden biri gerçekleşmiş ise en çok 7 yıl 6 ay sonra zamanaşımına uğrayacaktır.
  2. Suçun işlendiği tarih  01.06.2005’ten sonra ise, 
    1. Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl  boyunca bu suçla ilgili hiçbir işlem yapılmamışsa dava zamanaşımına uğrayacaktır.
    2. Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 sene içerisinde,(ifade alınması, sorgu, tutuklama, mahkumiyet kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi) bu işlemlerden biri gerçekleşmiş ise en çok 12 yıl sonra zamanaşımına uğrayacaktır.

Not : Suçun işlendiği tarih 01.06.2005’ten sonra ise başlıklı kısma ilişkin süreler 18 yaşından büyükler için hesap edilmiştir. 15 -18 yaş için olağan zamanaşımı 5 yıl 4  ay, uzatılmış zamanaşımı 8 yıl ; 12 -15 yaş için olağan zamanaşımı 4 yıl, uzatılmış zamanaşımı 6 yıldır.

 

5237 sayılı TCK m. Madde 231 – (1) Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 765 sayılı Ceza Kanunu Madde 445 – Herkim bir çocuğu gizleyerek yahut yerine başka bir çocuk koyarak o çocuğun nesebini yok eder veya değiştirirse bir seneden beş seneye kadar hapis cezasına müstahak olur.
5237 sayıl TCK m. 66 /1-e “Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

TCK m. 67 “(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar

765 sayılı kanun m. 102/4 – Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene,

765 sayılı kanun m. 104/ “Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

    Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar.

    Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.

Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindedir.

Bu nedenle suçun işlendiği tarih, 01 Haziran 2005’ten önceki bir tarih ise 765 sayılı Ceza Kanunu hükümleri daha lehe olduğu için bu kanun uygulanacaktır.

 

Emsal yargıtay kararları aşağıdaki gibidir.

21. Ceza Dairesi         2015/10089 E.  ,  2016/6942 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik (değişen suç vasfına göre resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan)
HÜKÜM : Beraat

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca, sanık …’ün, gayri resmi beraber yaşadığı …’dan doğan … isimli çocuğunu, yalnızca beyanla 21/02/2005 tarihinde resmi nikahlı eşi olan …’ün çocuğuymuş gibi nüfusa kaydettirmekten ibaret eyleminin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29/09/2015 tarih, 2015/412 Esas ve 2015/286 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere 5237 sayılı TCK’nun 231/1. (765 sayılı TCK’nun 445.) maddesinde düzenlenen çocuğun soy bağını değiştirme suçunu oluşturduğu, bu suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli dava zamanaşımının, 21/02/2005 olan suç tarihinden iddianamenin düzenlendiği 20.08.2010 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan beraat hükmü kurulması, 
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 5271 sayılı Yasa’nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 21.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

11. Ceza Dairesi         2016/10040 E.  ,  2016/8423 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun soy bağını değiştirme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gerekçeli karar başlığına yanlış yazılan suç tarihlerinin çocukların nüfus kayıtlarının yapıldığı tarihler olan 14.11.2001, 25.05.2005 ve 16.06.2008 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
I-Sanıklar … ve … hakkında … hakkındaki eylemleri bakımından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık …’ın tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetinin dosyadaki suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas olmadığı ancak adli sicil kaydında yer alan… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/04/2008 tarih, 2007/215 esas -2008/38 karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanık …’un tekerrüre esas alınan ilamının infazından itibaren 3 yıllık süre geçtikten sonra 16.06.2008 tarihinde dosyaya konu suç işlendiğinden, bu ilamın tekerrüre esas alınmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizliği,
Yasaya aykırı sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık …’un … hakkında kurulan hükmünden tekerrür uygulamasına ilişkin E)2-g bölümün çıkarılması ve sanık …’ın …’e karşı eylemi nedeniyle kurulan hükmün D)2-g fıkrasındaki 58. maddenin uygulanmasına ilişkin hükümden ‘…adli sicil kaydına esas birden fazla sabıkasının bulunduğu bunlardan en ağır sonuçları içerir cezasının … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/33 E., 2007/25 K., sayılı kararının 15.06.2009 tarihinde kesinleştiği, sanığın adı geçen ilamın kesinleştiği tarihten sonra iş bu davaya konu suçun temadi ettiği bu şekilde..” ibaresi çıkarılarak yerine “ adli sicil kaydında yer alan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/04/2008 tarih, 2007/215 esas -2008/38 karar sayılı ilamının” yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanıklar … ve … hakkında … ve … hakkındaki eylemleri bakımından kurulan hükümlere ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanık …’nın gayrıresmi eşi olan sanık … Demir’den doğan çocukları … ve …’ın, …’un nüfus müdürlüğüne müracaat ve beyanı ile çocukları kendi ve eşi Seher üzerine kayıt ettirdiği, suça konu 14.11.2001 ve 25.05.2005 tarihli eylemleri; suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCK.nun 445. maddesinde tanımlanan “nesebi değiştirme” suçunu oluşturduğundan, değişen suç vasfı nedeniyle sanıklara yüklenen “nesebi değiştirme” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 Sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, suç tarihinden iddianame düzenlenme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan sanıklar hakkında açılan kamu davalarının, gerçekleşen asli zamanaşımı nedeniyle 765 Sayılı TCK.nun 102/4 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 14.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

14. Ceza Dairesi         2012/12853 E.  ,  2014/4095 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun soy bağını değiştirme
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre katılan … ve sanık …’ın müşterek çocukları olan …’un, kendisinden kaçırıldığı iddiasıyla annesi müşteki …’ün şikâyetçi olmasıyla başlatılan soruşturmada, 03.08.2004 tarihinde 5490 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ve temyiz incelemesine konu edilmeyen büyükbabası …’ın bildirimde bulunması ile …’un, … ve …’ın çocuklarıymış gibi tekrar … ismiyle nüfusa kayıt yaptırılmaktan ibaret eylemin 765 sayılı TCK.nın 445. maddesine uyar suçu oluşturduğu, anılan maddede öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 03.08.2004’den inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.