Tahliye Talep Etme Süresi

Tahliye talep etme süresi bir ay ve kira yılı sürelerine bağlanmıştır. Şöyle ki;

Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi gereğince kiracı tarafından taahhüt edilen tarihte taşınmazın boşaltılmaması halinde kiraya veren taahhüt edilen tarihten itibaren 1 aylık süre içerisinde dava açabilecektir veya icra takibinde bulunabilecektir. Karar 1  ve Karar 2

Dolayısıyla tahliye talep etme süresi asli olarak 1 aydır.

Ancak, bu bir aylık tahliye talep etme süresi  uzayabilmektedir.

Türk Borçlar Kanunu’nun “Dava süresinin uzaması” başlıklı 353. maddesi “Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.”

Dolayısıyla Tahliye talep etme süresi olan bir aylık süre içerisinde dava açılacağının yazılı olarak kiraya bildirilmesi halinde dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılmaktadır.

Davanın açılması için öngörülen süre başlamadan önce gönderilen bildirim süreyi kesmemektedir.

Tahliye Talep Etme Süresi hak düşürücü olup, hakim tarafından resen nazara alınması gerekmektedir.

 

 

Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi gereğince öngörülen 1 aylık süre içerisinde kiraya veren tarafından kiracının tahliyesi için icra takibi yapılmaz ya da tahliye davası açılmaz ise kiraya verenin kiralananın tahliyesi için yasal yollara başvurma hakkı düşmüş olacaktır. Öngörülen süre hak düşürücü bir süre olduğu için hâkim tarafından re’sen nazara alınması gerekmektedir.

İşlem yapma süresi içerisinde hangi işlemlerin nasıl yapılabileceğine dair bilgi için Tıklayınız!!!

Karar 1 

6. Hukuk Dairesi         2014/14065 E.  ,  2015/655 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/10/2014
NUMARASI : 2013/840-2014/769

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava yazılı tahliye taahhüdü nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 sayılı TBK.’nun 352. maddesine göre; taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiraya veren tarafından açılması gerekir. Kiraya veren durumunda olmayan malikin dava hakkı yoktur. Ancak yeni malik önceki malikin ve kiraya verenin halefi olarak eski malik zamanında verilmiş taahhüde dayanarak dava açabilir.


Taahhüt nedeniyle açılacak tahliye davasının taahhüt edilen tarihi izleyen bir (1) ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir. Daha önce kiracıya bildirilen tahliye iradesinin süre koruyucu niteliği yoktur. Ancak yapılan icra takibi süreyi koruyacağından bir ay geçtikten sonra da dava açılabilir.


Olayımıza gelince; Davacı 06.11.2013 tarihinde açtığı dava ile adi yazılı nitelikteki 31/10/2013 tahliye tarihli tahliye taahhüdüne dayanılarak kiralananın tahliyesini istemiştir. Dava, taahhüt edilen tarihten itibaren 1 aylık süre içinde açılmıştır. Bu durumda 06/11/2013 tarihinde açılan dava süresinde olup mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Karar 2

6. Hukuk Dairesi         2015/9993 E.  ,  2016/1961 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tahliye taahhüdü ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı-kiracının 20.05.2013 tarihinde daireyi 01.02.2015 tarihinde kayıtsız ve şartsız olarak tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, buna rağmen taşınmazı tahliye etmediğini, 8 yaşındaki oğlu ile birlikte yaşadığını, dairenin boşaltılmaması nedeniyle oğlu ile birlikte başka birdaire kiralamak durumunda kaldıklarını ve halen burada kiracı olduğunu ileri sürerek taahhüt ve ihtiyaç nedeniyle davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Ayrıca davacı ön inceleme duruşmasında, dava konusu taşınmazın müteveffa eşinden kendisine ve müşterek çocuklarına kaldığını, iş bu davayı kendi adına asaleten, çocuğu adına velayeten açtığını, dilekçedeki maddi hatasını bu şekilde düzelttiğini bildirmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; Davacının süresinde kendisine ihtiyaç nedeni ile tahliye istemli ihtarname göndermediğini, ihtiyaç nedeni ile tahliye davası ile tahliye taahhüdüne dayalı tahliye davasının kira süresinin bitiminden itibaren 1 ay içerisinde açılması gerekirken, davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının kiralamaya konu taşınmazı tahliye edeceğine dair 20.05.2013 tarihli tahliye taahhüdüne rağmen 01.02.2015 tarihinde kiralananı tahliye etmediği ve söz konusu taahhütnamenin de davalı tarafından verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.
6098 Sayılı TBK.’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliyedavalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak biray içinde açılması gerekir. TBK.’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Olayımıza gelince; Eski malik ile davalı arasında imzalanan 01.02.2012 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu 347. maddesine göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Türk Borçlar Kanununun 350. maddesi gereğince kiraya veren kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonundan itibaren bir ay içinde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Dayanak kira sözleşmesi 01.02.2012 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli olup 01.02.2014 tarihinden itibaren bir yıl süreyle yenilenmiştir. Davacı tarafın dayandığı sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihleri esas alındığında 18.03.2015 tarihinde açılan dava, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası yönünden süresinde değildir.
Yine 6098 sayılı TBK.’nun 352. maddesine göre; taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiraya veren tarafından açılması gerekir. Kiraya veren durumunda olmayan malikin dava hakkı yoktur. Ancak yeni malik önceki malikin ve kiraya verenin halefi olarak eski malik zamanında verilmiş taahhüde dayanarak dava açabilir. Tahliye taahhüdü nedeniyle açılacak tahliye davasının TBK’nun 352/1 maddesi gereğince taahhüt edilen tarihi izleyen bir ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir.
Davacı 18.03.2015 tarihinde açtığı dava ile adi yazılı nitelikteki 20.05.2013 düzenleme ve 01.02.2015 tahliye tarihli tahliye taahhüdüne dayanılarak kiralananın tahliyesini istemiştir. Ancak taahhüt edilen tarihi izleyen bir aylık süre geçtikten sonra tahliye taahhüdüne dayanılarak açılan dava da süresinde değildir. Bu durumda mahkemece, tahliye taahhüdüne ve ihtiyaç iddiasına dayanılarak açılan davanın her iki nedene dayalı olarak da süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Karar 3

6. Hukuk Dairesi         2014/11518 E.  ,  2014/12435 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2014
NUMARASI : 2013/296-2014/696

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava yazılı tahliye taahhüdü nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 sayılı TBK.’nun 352. maddesine göre; taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiraya veren tarafından açılması gerekir. Kiraya veren durumunda olmayan malikin dava hakkı yoktur. Ancak yeni malik önceki malikin ve kiraya verenin halefi olarak eski malik zamanında verilmiş taahhüde dayanarak dava açabilir.
Taahhüt nedeniyle açılacak tahliye davasının taahhüt edilen tarihi izleyen bir (1) ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir. Daha önce kiracıya bildirilen tahliye iradesinin süre koruyucu niteliği yoktur. Ancak yapılan icra takibi süreyi koruyacağından bir ay geçtikten sonra da dava açılabilir.
Olayımıza gelince; Davacı tarafından Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2013/43 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile Bodrum 7. Noterliğinin 26/04/2012 tarih ve … Nolu ve 31/12/2012 tahliye tarihli tahliye taahhüdüne dayanılarak kiralananın tahliyesi istenmiştir. İcra takibi taahhüt edilen tarihten itibaren 1 aylık süre içinde 07/01/2013 tarihinde başlatılmıştır. İcraya başvuru süreyi keseceğinden bir ayla bağlı kalmaksızın dönem sonuna kadar dava açılabilir. Bu durumda 05/03/2013 tarihinde açılan dava süresinde olup mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.