Takibin Kesinleştiği Tarih İtibariyle Ödeme Gücü Olmasına Rağmen Alacaklıyı Zarara Uğratmak Kastı İle Borcun Ödenmemesi Gerekir.

YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ
2010/5141 E.
2010/5105 K.
22.7.2010 T.

DAVA : Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödememesi suçundan sanıklar A.E., A.C. ve S.A.’ın ayrı ayrı İİK.’nun 333/a maddesi gereğince ay hapis ve 100.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanıklar vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığı’nın bozma istem tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak gereği görüşüldü:

KARAR : Sanıklara isnat edilen suç İİK.’nun 333/a maddesinde, “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde cezalandırılma öngörüldüğüne göre, takibin kesinleştiği tarih itibariyle borçlu şirketin borcu ödeme gücüne sahip olması ve yönetim yetkisine sahip olan sanıkların da alacaklılarını zarara uğratmak kastiyle şirket borcunu ödememesi ve atılı suçun başka bir suçu oluşturmaması gerekmektedir. Müşteki vekili tarafından kaleme alınan 01.06.2004 havale tarihli şikayet dilekçesinde, O. İnşaat Taahhüt Ticaret A.Ş.’ni temsil ettiğini belirttiği sanıkların aynı büroda aynı isimle hem Anonim Şirket hem de Limited Şirket ile ticari faaliyette bulunduklarını, İnşaatı O. Ltd. Şti. yapmasına rağmen satışını O. A.Ş.’nin yaptığını, dairelerin şirkete ait olmaması nedeniyle haciz işlemi yapamadıklarını şirket yetkilisi sanıkların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle şirket mallarını sakladıklarını ileri sürerek sanıkların İİK.’nun 333/a maddesiyle cezalandırılmalarını talep ettiği dikkate alındığında şikayet dilekçesinde iddia edilen hususların subutu durumunda sanıkların eylemi İİK.’nun 331. maddesinin birinci fıkrasında yaptırıma bağlanan alacaklısını zarara uğratmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçunu oluşturacaktır. Halbuki müşteki, sanıkların İİK.’nun 333/a maddesiyle cezalandırılmaları isteminde bulunmuştur. İİK.’nun 351. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği üzere şikayetçinin dilekçe veya beyanında gösterdiği delillerle bağlı olduğu dikkate alındığında sanıkların atılı suçtan beraatlerine karar verilmelidir.

 SONUÇ : Açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 22.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.