Zina İspat Eve Başkasını Alma

zina suçu

Yargıtay’ın zina yapmak ile ilgili eve başkasını alan eş ile ilgili kararı , mesajlaşma ile ilgili kararı, başka bir iki ile birlikte yaşayan eş ile ilgili kararı, asistanı ile ilişkisini inkar etmeyen koca ile ilgili kararı, başkasından olan çocuğu tanıyarak nüfusuna geçiren koca ile ilgili kararı

(Zina ispat her türlü delille sağlanabilir?)

(Zina ispat halinde genel boşanma sebebine göre karar verilmeyeceğine dair birinci ve ikinci  ve üçüncü karar)

 

Zina nedir ? Zina boşanma sebebi ile ilgili, genel boşanma sebepleri ile boşanma arasındaki fark ve zina nedeniyle boşanma davasında karşılaşılabilecek tüm hususlara dair Zina Nedir – Boşanma Sebebi Zina  makalesini okuyunuz.

 

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
2012/16833 E.
2013/17864 K.
25.6.2013 T.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı ( koca ) tarafından; her iki boşanma davası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 25.06.2013 günü tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı-karşı davalı ( koca ) tarafından zina hukuki nedeni ( TMK md. 161 ) ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine ( TMK md. 166/1 ), davalı-karşı davacı ( kadın ) tarafından ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine ( TMK md. 166/1 ) dayalı olarak boşanma talep edilmiş, mahkemece her iki davanın da kabulü ile Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiştir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı ( kadın )’ın 16.07.2010 günü ortak konuta erkek aldığı, bu şahsın banyoda yarı çıplak vaziyette gizlenmiş halde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu vakıa mahkemece de sabit kabul edilmiştir. Kadının, yalnızken bir başka erkeği ortak konuta alması ve bu şahsın yarı çıplak vaziyette gizlenirken yakalanması zinanın varlığına delalet eder. Bu bakımdan zina kanıtlanmıştır. Davacı-karşı davalı kocanın boşanma davasının zina sebebiyle kabulü gerekirken, bu yön nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden karar verilmesi gerekli hale gelen davalı-karşı davacı kadının boşanma davası ve fer’ilerinin incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla, 25.06.2013 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :

Davacı-davalı koca tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine ( TMK md. 166/1 ) ve zina hukuki nedenine ( TMK md. 161 ), davalı-davacı kadın tarafından ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine ( TMK md. 166/1 ) dayalı olarak açılan karşılıklı boşanma davalarında, mahkemece her iki tarafın “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” nedenlerine dayalı boşanma davalarının kabulü ile, tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddeleri uyarınca BOŞANMALARINA karar verilmiş, davacı-davalı kocanın Türk Medeni Kanununun 161. maddesinden kaynaklanan ZİNA hukuki nedenine dayalı boşanma talebi ile bir karar verilmediği görülmektedir.

Hakim, tarafların talepleriyle bağlıdır ( HMK md. 26 ). Taleplerin her biri hakkında hüküm kurulması zorunludur ( HMK md. 297 ). Davacı-davalı kocanın ZİNA ( TMK md.161 ) hukuksal nedenine dayalı boşanma talebi konusunda da olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, sadece yazılı olduğu şekilde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı talebi konusunda karar verilmesi isabetsiz olduğundan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.

KARŞI OY :

Erkek eş tarafından “iki ayrı sebeple” , “tek boşanma davası” açıldığı konusunda değerli çoğunluk ile aramızda görüş birliği vardır.

Yerel mahkeme erkek eşin zina sebebiyle açtığı boşanma davası hakkında olumlu-olumsuz bir karar vermemiş olmakla hükmün “sadece bu sebeple” bozulması gerekir.

Değerli çoğunluk zina iddiası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği halde yerel mahkeme yerine geçerek zina vakıasının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda delil değerlendirmesi yaparak “zina vardır” şeklinde vakıa belirlemesi yapmıştır.

Yargıtay’ın görevi yerel mahkeme kararını denetlemektir. Yargıtay’ın, hakkında hüküm kurulmayan bir dava için delil değerlendirmesi yapma yetkisi yoktur.

Farklı düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.