Borcun Teminatı İçin Devirde Ön Alım Hakkı

Borcun teminatı için devirde ön alım hakkı kullanılamaz. Öncelikle taraflar arasında gerçek bir satışın olup olmadığının araştırılması gerekir.

Borcun teminatı için taşınmazın devri halinde inançlı işlem söz konusu olacağı için gerçek bir satışın varlığından bahsedilemez. Bu halde ön alım hakkı doğmaz.

Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

 

14. Hukuk Dairesi         2019/4789 E.  ,  2020/2826 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07/05/2012 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11/07/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce istinaf talebinin kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu 468 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan …’nın hissesini 30.000,00 TL bedelle davalı …’ya sattığını, müvekkilinin yasal süresi içerisinde ön alım hakkını kullanarak hisse satış bedeli ve masraflarını davalıya ödemeye hazır olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın davalı … adına olan hissenin iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı …, davacı …’nin payının elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğunu, şufa hakkının kullanılmasında davacının dayandığı payın elbirliği mülkiyetine tabi olması halinde tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerektiğini ancak davacının diğer ortaklarının muvafakatlarını almadan dava açtığını, bu nedenle dava ehliyetine haiz olmadığını, davanın 3 aylık hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiği, mahkemece mahallinde keşif yapılarak taşınmazın gerçek değerinin tespitini, taşınmaz üzerinde fiili taksim olduğu gerekçeleriyle davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, dava konusu 468 parsel sayılı taşınmazın davalı …’ya bedel karşılığında devredilmediğini, aralarında gerçek bir satım sözleşmesinin bulunmadığını, 2011 yılında diğer davalı …’dan aldığı borç nedeni ile 464, 465 ve dava konusu 468 parsel sayılı taşınmazları borcuna güvence oluşturmak için teminat amacıyla …’ya devrettiğini, karşılığında hiçbir bedel almadığını, 2017 yılının Eylül ayı içerisinde borcunu ödeyince …’nın 464 ve 465 parsel sayılı taşınmazların devrini gerçekleştirdiğini, ancak dava konusu 468 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir olduğu için devri gerçekleştiremediğini, bunun üzerine Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/356 Esas sayılı dava dosyasında tapu iptal ve tescil davası açtığını, bu davada …’nın aralarındaki işlemin inançlı temlik olduğunu ve dava konusu taşınmaz için herhangi bir bedel ödenmediğini, verdiği borca güven teşkil etmesi için taşınmazların adına kayıtlı olduğunu kabul ettiğini, ön alıma dayalı tapu iptal ve tescil davası açılabilmesi için ortada gerçek bir satım sözleşmesinin bulunması gerektiğini, ancak somut olayda vuku bulan işlemin inançlı temlik olduğu gerekçeleriyle davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalı …’nın diğer davalı …’dan aldığı borç sebebiyle borcuna teminat oluşturmak amacıyla dava konusu taşınmazdaki hisselerinin devrini gerçekleştirdiğini, davalılar arasında inançlı bir işlem bulunduğunun, Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/356 E sayılı tapu iptal ve tescil davasında belirlendiğini, ön alım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davası açılabilmesinin ön koşulunun taraflar arasında gerçek bir satım sözleşmesinin olması gerektiğini, ancak somut olayda gerçek bir satım sözleşmesi olmadığını gerekçe göstererek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, hükmün istinaf yoluyla incelenmesini talep etmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı … adına kayıtlı 27/180 hissenin tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar … ve … vekilleri ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Somut olaya gelince; önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Ancak önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davası açılabilmesinin ön koşulu gerçek bir satış sözleşmesinin varlığıdır. Öncelikle taraflar arasında gerçek bir satışın olup olmadığının araştırılması gerekir. Davalı …, 2011 yılında davalı …’dan aldığı borca karşılık teminat oluşturmak amacıyla 464, 465 ve dava konusu 468 parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerini …’ya devrettiği, borçlu …’nın söz konusu borcu ödedikten sonra …’ya devrettiği hisselerin … tarafından tekrar kendi adına devredileceği yönünde taraflar arasında inançlı bir işlem olduğu, 2017 yılında davalı … Bağlının borcu ödemesinin ardından davalı … tarafından 464 ve 465 parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerin davalı … adına devrinin gerçekleştiğini ancak dava konusu 468 parsel sayılı taşınmazda eldeki önalım davası nedeniyle ihtiyadi tedbir kararı bulunduğundan bu taşınmazın devrinin gerçekleştirilemediğini, bunun üzerine davalı … tarafından davalı … aleyhine Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/356 E. sayılı dosyası ile inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davası açıldığını, bu davada …’nın … ile aralarındaki hem inançlı işlemi hem de davayı kabul ettiğini, davalı … ile davalı … arasında gerçek bir satış sözleşmesinin olmadığını, aralarında inançlı bir işlemin olduğunu, ilk derece mahkemesince belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacının istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi gerekirken … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK 371. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK 373/2. maddesi gereğince dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.03.2020 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bir cevap yazın