Fiili Paylaşım İle Ayrılmış Yerde Ön Alım Hakkı Kullanılması

Fiili Paylaşım İle Ayrılmış Yerde Ön Alım Hakkı bulunmaz.

Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

 

14. Hukuk Dairesi         2019/1159 E.  ,  2020/128 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13/03/2014 gününde verilen dilekçe ile ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04/12/2018 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin miras hissesinin bulunduğu dava konusu 101 ada 427 parsel sayılı taşınmazda 29.06.2012 tarihli satış işlemiyle davalıya satılan hissenin önalım hakkı nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, fiili taksim savunmasında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, hükmün Dairemizin 09.10.2017 tarih, 2015/16897 Esas- 2017/7330 Karar sayılı ilamıyla, “Dava konusu 101 ada 427 parsel sayılı taşınmazda hissedar olan davacı …’nın murisi …’nın veraset ilamı ve nüfus kaydının tetkikinde, davacı dışında …, …, …, …, … ve …’nın da mirasçı bulunduğu anlaşılmıştır. Elbirliği mülkiyeti çözülmediği sürece mirasçıların hepsinin taraf olması veya terekeye temsilci atanması gerekmektedir. Davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için süre verilmeden yargılamaya devam edilmesi bozma sebebidir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın tüm ortaklarca fiilen taksim edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı 16550/165761 hissenin davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince; davalı tarafın fiili taksim iddiası bakımından yapılan araştırmada davacı tanıkları dava konusu taşınmazda fiili taksim olmadığını beyan etmişlerse de, davalı tanıkları satış tarihinde satıcı …’ün ve davacı ile davacı murisi …’in taşınmazda fiilen kullandıkları yerlerinin olduğunu beyan etmiş, fen bilirkişi raporuna ekli krokide de taşınmazda davacının kullandığı kısım “B” harfi ile, davalının kullandığı kısım ise “D” harfi ile gösterilmiştir. Davalı tanıklarının beyanları ile bu beyanları destekler nitelikteki bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmazın fiilen taksim edildiği açıktır. Bu durumda mahkemece, dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın