Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir

Davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Davaya muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca murisin terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı sona ereceğinden davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.

Ön alım hakkı konusunda bültenimizi inceleyebilirsiniz. İnceleyin!

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/365 E. ,  2021/1437 K.)

“İçtihat Metni”

  1. Hukuk DairesiMAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21/12/1999 tarihinde verilen dilekçeyle ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 19/01/2006 tarihli hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    K A R A R
    1.DAVA
    1.1. Davacı vekili, müvekkili ile babası …nın…ilçesi … Beldesi … mah. … sok. 38 pafta 4289 parsel de kayıtlı bulunan gayrimenkule 1/ 2 hisse oranında malik olduklarını, bu gayrimenkul üzerinde üç adet daire bulunduğunu, bu binaların birinde müvekkilinin, birinde babasının diğerinde ise kiracıları olan …..’ün oturduğunu, …. Noterliğinden taraflarına gelen ve davalı ile diğer hissedarlar tarafından birlikte keşide edilen ihtarname sonucu, satıştan haberdar olduklarını, hissedarlardan …… tarafından …’ye devredilen, halen davalı adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    2.CEVAP
    2.1. Davalı vekili, davacının taşınmazda diğer mirasçılarla birlikte iştirak halinde mülkiyete sahip olduğunu, dava konusu taşınmazın, tapuda satılmış gibi gösterilse de gerçekte …. tarafından bağışlandığını, bu bağış yapılırken de …… lehine intifa hakkı kurulduğunu, taşınmazın fiilen taksim edildiğini ileri sürmüştür.
    2.2. Daval…’nün dava aşamasında ölmesi nedeniyle, yasal mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
    3. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    3.1. İlk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiştir.
    4. TEMYİZ
    4.1. Davalı … vekili kararı temyiz etmiştir.
    4.2 Temyiz Nedenleri
    4.2.1. Davalı vekili, davacının taşınmazda diğer mirasçılarla birlikte iştirak halinde mülkiyete sahip olduğunu, bu davayı diğer mirasçılarla birlikte hareket ederek açması gerekirken tek başına açamayacağını,
    4.2.2 Dava konusu taşınmazın, davalıların murisi…ye satılmış gibi gösterilse de, gerçekte davacının murisi …tarafından bağışlandığını, bu bağış yapılırken de İsmail Yerlikaya lehine intifa hakkı kurulduğunu ,
    4.2.3. Taşınmaz, muris …,… ve davacı arasında fiilen taksim edildiğini ileri sürmüştür.
    5.YARGITAY KARARI
    5.1. Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

5.2. Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11/10/1982 tarihli ve 3/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Davaya muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca murisin terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı sona ereceğinden davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
5.3. Somut olaya gelince; dosya içerisindeki tapu kayıtlarının incelenmesinden dava konusu taşınmazda davacının babası ….. ve annesi …..’nın 1/2′ şer hisse ile paylı malik oldukları, davacının annesinin 24/6/1993 tarihinde ölümü ile birlikte davacının diğer mirasçı ile birlikte elbirliği halinde taşınmazda paydaş olduğu, dolayısıyla davacının dayandığı payın elbirliği mülkiyetine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
5.4. O halde mahkemece, Dairemizin yukarıda değinilen ilkeleri gereğince diğer elbirliği halindeki paydaşların davaya muvafakatlerinin sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde terekeye temsilci atanması için davacı tarafa uygun süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
5.3. Yargılama sırasında davalılar tarafından fiili taksim savunmasında bulunulmuş ancak yerel mahkemece bu konuda inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile verilen mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/10/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.