Ön alım satış bedeli yüksek gösterilerek engellenmek istenebilir.

Bu halde ön alım hakkının kullanılması engellemek için bedelde muvazaa yapıldığını, dolayısıyla kasten yüksek gösterildiğini duyuma dayalı tanık beyanları ve taşınmaz değerine ilişkin rapor ile ispat edemezsiniz.

Aşağıda görülen yargıtay kararında davacının dinletmiş olduğu tanıkların görgüye dayalı değil, duyuma dayalı olarak beyanda bulundukları, keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun da tek başına bedelde muvazaanın varlığını göstermeyeceği, davacının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı, gerekçesi ile yargılama giderleri kısmen aleyhine hükmedilmiştir.

Ön alım hakkı konusunda bültenimizi inceleyebilirsiniz. İnceleyin!

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/42 E. ,  2021/874 K.)

ön alım satış bedeli yüksek

“İçtihat Metni”

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

İLK DERECE
MAHKEMESİ : Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.02.2017 tarihinde verilen dilekçeyle ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.03.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalılar vekili tarafından talep edilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye mahkemesince HMK’nın 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 346/1. maddeleri ve 352. maddesi gereğince davalı vekilinin temyiz talebinin reddine dair verilen 18.02.2019 tarihli ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
1.DAVA
1.1.Davacı vekili, Antalya ili …. ilçesi ….ada 17 parsel sayılı taşınmazda ……’nun 615/7911 hissesini 13/01/2017 tarihinde 250.000,00TL bedelle davalıya sattığını, Antalya ….Noterliğinin …./2017 tarih ve ….8 yevmiye numaralı belgesine istinaden öğrendiğini açıklamış; tapuda şufa haklarının önüne geçmek için satış bedelinin daha fazla gösterildiğini ileri sürerek, davaya konu arsa payının tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2.CEVAP
2.1.Davalı vekili, bedelde muvazaa bulunmadığını, tapu bedeli ile harç ve giderlerin depo edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
3.1.İlk derece mahkemesince tanıkların, davalıya pay devreden hissedar ve sözleşmede vekil olarak yer alan kişinin dava konusu taşınmazın 180.000,00 TL devredilmesine karşın ön alım hakkının kullanılmasının engellenmesi için devir bedelinin 250.000 TL olarak gösterildiğini beyan ettiklerini, keşfen tespit edilen taşınmaz değerinin de devir bedelinden daha düşük olduğu, davalının davacı hissedarın ön alım hakkını engellemek için tapuda devir bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
4.1.Hükmün istinaf yolu ile incelenmesi davalı vekilince talep edilmiştir.
4.2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince davacının dinletmiş olduğu tanıkların görgüye dayalı değil, duyuma dayalı olarak beyanda bulundukları, keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun da tek başına bedelde muvazaanın varlığını göstermeyeceğini, davacının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığını, davacının tapuda gösterilen satış bedeli ve tapu harç ve masrafları toplamı 255.226,25 TL üzerinden eksik alınan bedeli yatırarak bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediği gerekçesiyle resmi satış tutarları üzerinden davacı tarafın şufa hakkının tanınmasına ve davacı taraf bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığından, satış bedeli olarak iddia ettiği 185,000,00 TL üzerinden, davacı taraf yararına, davacı tarafından iddia edilen tutar ile kabul edilen ön alım bedeli arasındaki fark üzerinden davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmetmiştir. Ayrıca yargılama giderlerinin de bu orana göre paylaştırılması gerektiği gerekçesiyle davalı tarafın istinafının kabulü ile Antalya 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/03/2018 tarih ve 2017/418 Esas 2018/159 sayılı Kararının kaldırılmasına karar vererek yeniden hüküm kurmuştur.
5. TEMYİZ
5.1. Davalı vekilinin temyiz talebi Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 18/2/2019 tarihli ek kararı ile, süre yönünden temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
5.2. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
5.3. Temyiz Nedenleri
5.3.1. Davacı Temyizi
5.3.1.1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, bilirkişinin iddialarının destekler nitelikte bir rapor hazırladığını, taşınmazın satış tarihindeki değerinin 202.000,00 TL olduğunu, istinaf mahkemesinin gerek bilirkişi raporuna ve gerekse iddia ve beyanlara aykırı şekilde karar verdiğini ileri sürmüştür.
5.3.2. Davalı Temyizi
5.3.2.1.Davanın süresinde açılmadığını, davacının bedele ilişkin itirazı sebebiyle dava açtığını ve kaybettiğini, istinaf talebinin kabulünün doğru olduğunu, dava açılmasına sebep olmadığı için, aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
5.3.3. Davalı Ek Karar Temyizi
5.3.3.1 Davalı vekili, davacının temyiz dilekçesinin tebliği üzerine kararı katılma yoluyla süresinde temyiz ettiklerini ileri sürmüştür.
6.YARGITAY KARARI
6.1.İlgili Mevzuat
6.1.1. 6100 sayılı HMK’ nun 366/1. maddesinde; Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ila 349 ve 352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır.” hükmü, yine katılma yoluyla başvurma “başlığı altında düzenlenen 348/1. maddesinde; İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir.” hükmü yer almaktadır.
6.2.Davacı vekilinin 4/1/2019 tarihli temyiz dilekçesi 16/1/2019 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiştir. Davalı vekili 16/1/2019 tarihinde temyiz dilekçesini sunmuştur.
6.3.Somut olayda davalı vekilinin davacının temyiz dilekçesinin tebliğ üzerine süresinde sunduğu dilekçeyle temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin davalı vekilinin temyiz isteminin süresinde olmadığından temyiz başvuru talebinin reddine dair 18/2/2019 tarihli ek kararı bu nedenle doğru görülmediğinden kaldırılmasına karar verilmiştir.
6.4. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalı vekillerinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesinin 20/11/2018 tarih 2018/570 Esas, 2018/1240 sayılı Kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesinin 18/2/2019 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, 20/11/2018 tarih 2018/570 Esas, 2018/1240 Kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden taraflara yükletilmesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 20/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi